Arakan'da Müslümanlara Yönelik Sistematik Katliam Devam Ediyor

Arakan'da 2012 yazında başlayan yağma, yakma, tecavüz ve öldürmeler kısa bir dönem için azalsa dahi sistematik bir şekilde devam ediyor. Mazlumder olarak 14 Ekim 2012 yılında Arakanla ilgili "uluslararası Arakan Kanferansı" düzenlemiş ve dikkatleri buraya çekmeye çalışmıştık. Arakan ile ilgili kısa bir bilgi vererek yağma, yakma ve tecavüzlere vicdan sahiplerinin dikkatini tekrar buraya çekmek istiyoruz.  

Bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Arakan; Bangladeş, Hindistan ve Çin ile komşudur. Arakanlılar geçmişte 50 bin kilometre karelik bir toprak parçasında yaşıyorlardı ve bu bölgeye Arakan deniyordu. Fakat şu an Arakan Halkı 10 bin kilometre karelik bir bölgede yaşıyor. Arakanlı Müslümanların nüfusları da 2 milyona düştü. İslam’ın Arakan’a ilk defa 8. yüzyılda bölgeye gelen Arap tüccarlar ve dervişler vasıtasıyla girdiği tahmin ediliyor. 13. yüzyıla gelindiğinde Arakan Halkı tamamen Müslümanlaştı ve 1430 yılında Arakan İslam Devleti kuruldu. Arakan İslam Devletinin ilk sultanı ise Süleyman Şah’dır. Arakan İslam Devleti 1784 yılına kadar bölgeye hükmetti. Bu dönemde Arakan bir ticaret ve ilim merkezi oldu. Portekizliler, Hollandalılar uzun yıllar Arakanla ticaret yaptılar ve Arakan ekonomik olarak güçlü bir hale geldi.

Burma Sultanlığı,1784 yılında Arakan İslam Devleti’ni yıksa da bölgeye tam olarak hâkim olamadı. 19. Yüzyılda Arakan’ı işgal eden yeni sömürgeci güç İngiltere’ydi. Arakan’ı iliklerine kadar sömüren ve Arakanlı Müslümanları maden ocaklarında zorla köle olarak çalıştıran İngiltere, bölgeden ayrılırken Arakan’ı Burma Sultanlığı’na bıraktı.

Tarihte Arakan, Burma’nın bir eyaleti olmaktan çok Doğu Hindistan’ın sınır eyaletidir. Çok erken tarihlerden, Moğolların ve Tibet-Burmaların 10. yüzyılda bölgeye varmalarına kadarki zaman diliminde Arakan, Bengal benzeri nüfusu ile bir Hint toprağı idi. Bu erken tarihlerde İslam ile tanışan Arakan’ın, özellikle 1203 yılında Bengal’in Müslüman olması ile birlikte İslam medeniyeti ile daha yakın temasa geçtiği bilinen bir gerçektir. Burmalılar tarafından Moğol ırkından geldikleri düşünülen Arakanlı Budistler (Rakhin), gerçekte Hindistan’da bulunan Bihar’dan 8. yüzyılda göç eden ve daha sonraları işgalci Moğollar tarafından asimile edilen Aryan Maghada Budistlerinin torunlarıdır. Arakan, 1430 yılında Süleyman Şah (Narameikla) tarafından kurulan Mrauk-U Hanedanı’ndan önce Burmalılar ve Monların bir takım engellemeleri ile karşılaşmış olsa da, hem Müslüman hem de Budist nüfusu ile her daim bağımsız bir statüye sahip olmuştur.

Myanmar geçmişte Burma Sultanlığı olarak biliniyordu. Fakat Burma Sultanlığını deviren Askeri Yönetim, ülkenin adını Myanmar olarak değiştirdi. Myanmar’ın nüfusu şu an 51 milyon civarında ve Myanmar halkının yüzde 80’i Budizme inanıyor. Arakan Halkı, İslam Devleti’nin yıkılmasının ardından Budistler tarafından sürekli olarak din değiştirmeye zorlandı. Fakat Arakanlı Müslümanlar her ne pahasına olursa olsun dinlerini terk etmediler. Bunun üzerine Burmalı Budistler, askerlerden aldıkları destekle Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük bir katliama giriştiler. 28 Mart 1942 yılında ilk olarak Minbya şehrine bağlı Çanbilli Köyü’nde başlayan, daha sonra da bütün Arakan’a yayılan bu katliamda en az 150 bin Arakanlı Müslümanın öldüğü tahmin ediliyor. Bu tarihi katliam esnasında yüzbinlerce Arakanlı vatanını terk ederek komşu ülkelere sığındı.

Toprakları işgal edilen Arakanlı Müslümanlara yönelik ikinci saldırı dalgası 1962 yılında askeri darbe ile yönetimi ele geçiren Komünist General Ne Win tarafından başlatıldı. Yüzlerce İslam Âlimini kurşuna dizdiren Ne Win, Arakan’daki bütün camilerin kapısına kilit vurdurdu ve camiler birer eğlence mekânına dönüştürüldü. Ne Win’in imza attığı en büyük zulüm ise Arakanlı Kadınlara yapılanlardı. Arakanlı Kadınlar askerler tarafından toplama kamplarına götürüldüler. Bu kadınların birçoğu toplama kamplarında tecavüze uğradı ve tecavüz sonucu hamile kalan kadınlar zorla Budist erkeklerle evlendirildi. Bu dönemde yine hacca gitmek, kurban kesmek, toplu olarak namaz kılmak ve diğer ibadetler yasaklandı. İnsan hakları kuruluşları tarafından açıklanan resmi rakamlara göre Arakan’da 1962 ile 1984 yılları arasında 2OO bin Müslüman öldürüldü. 1 milyona yakın Arakanlı da komşu ülkelere, özellikle de Bangladeş’e kaçtı.

Arakan'daki Müslümanlar bugün de Mymar Askeri Diktatörlüğü tarafından dayatılan bir çok uygulama var. Evlenemiyor, seyahat edemiyor, misafir kabul edemiyor. Tüm bunlar izne bağlanmış durumda. Arakanlı çocuklar sadece ilkokul eğitimi alabiliyorlar. Arakanlı bir çocuk lise veya üniversite okumak istiyorsa mutlaka din değiştirip Budist olmak zorunda. Arakan’da şu an, ezan okumak veya çocuklara Kur’an dersi vermek ölüm sebebi olarak yetiyor.

Bölgedeki son olaylarda binden fazla Müslüman hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 Müslüman da evsiz kalmıştır. Arakan’dan kaçan çok sayıda mülteci komşu ülke Bangladeş’teki kamplara sığınmaktadır. Ancak tahayyüllerin ötesinde olumsuzluklar barındıran bu kamplarda yaşam Arakanlı Müslümanların geleceğe dair umutlarını tüketmektedir. Uzun süredir bu kamplardan birinde yaşayan 75 yaşındaki Kala’nın dilinden dökülen “Bizi bütün acılarımızdan kurtaracak olan ölümü bekliyoruz.”sözü bu insanlık dramının en somut yansımasıdır.Daha da trajik olan durum ise; yoksullukla mücadele eden Bangladeş haziran ayından yana ülkeye sığınan mültecileri kabul etmek istememekte, hatta ülkede bulunan mültecileri geri göndermektedir. 2012’de başlayan sistematik öldürme olayları devam ederken dünya buna sessizliğini sürdürmektedir.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi olarak daha önce de çağrıda bulunduğumuz Güney Asya’da yaşanan ayrımcılığa dayalı insanlık vahşetinin ve dramının son bulması için Myanmar hükümetine, Bangladeş’e, Güvenlik Konseyi ve Mülteciler Yüksek Komiserliği öncelikli olmak üzere BM’ye, İslam İşbirliği Teşkilatı’na, Güney Asya İşbirliği Teşkilatı’na (ASEAN), AB’ye ve Türkiye’ye  tekrar çağrıda bulunuyoruz:

Myanmar hükumeti, gerek Myanmar güvenlik güçleri gerekse de Rakhineli milis güçlerince Rohingyalılara dönük saldırılar hiçbir Rohingyalı kalmadığında mı bitecek?

Myanmar hükumeti, soykırım uygulamış olduğu Rohingyalı Müslümanlar’a, binlerce yıldır yaşamakta oldukları kendi vatanlarında tamamen yok edildiklerinde mi yakma, yıkma ve yok etmekten vazgeçecek?

Bangladeş hükümeti 1951 tarihli BM İltica Sözleşmesi’ni imzalamadığı için, kendi topraklarında onlarca yıldır misafir ettiği Rohingyalı Müslümanlar’ı yasadışı göçmenler olarak görmektedir zorunda mıdır?

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Dünya’nın en fakir ülkelerinden biri olan Bangladeş’i Myanmar’da yaşanan trajediden kaynaklı yükün altında neden tek başına bırakmaktadır?

İslam İşbirliği Teşkilatı, Myanmar’da Müslümanlar’a dönük işlenen etnik temizlik felaketini bir an önce kendi gündemine ve BM gündemine tüm Rohingyalı Müslümanlar öldürldükten sonra mı getirecek? 

Mazlumun yanında olması gereken Türkiye’nin,  Arakanlı Müslümanların sesi ve yardımcısı olacağına olan inancımız tamdır.  Bu çerçevede, Türkiye hükümeti zulmün son bulması için bölgesel ve küresel platformlarda girişimlerde bulunmaya devam etmelidir.

 

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Dış İlişkiler Komitesi

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2016-12-07
Okunma Sayısı : 505
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2071373

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari