OHAL İle Hukukun Temel İlkeleri Askıya Alınmamalıdır

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. “

Maide Suresi 8. Ayet

Hem siyasetin hem halkın yekvücut olmasıyla, dünyada eşine az rastlanır destansı bir direniş ortaya konarak başarısızlığa uğratılan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 3 ay geçti. Neredeyse bütün toplum kesimlerinin karşısında durduğu girişimin hemen sonrasında doğan atmosfer, Türkiye adına yeni bir anlayış, empati, hatta barış iklimi üretme adına bizleri oldukça ümitlendirmişti. Ancak geçen zaman içinde söz konusu olumlu havanın ve darbeye karşı kazanılan enerji ve motivasyonun çeşitli şekillerde kesintiye uğradığını gözlemliyoruz.

Bu olumsuz seyir esnasında MAZLUMDER olarak bizler için en temel endişe kaynaklarından birisi OHAL çerçevesinde yapılan uygulamalarla, siyasi beyanatlarda sürekli adalet ve özen vurgusu yapılıyor olmasına rağmen hız kesmeyen bir şekilde ağır ve kitlesel mağduriyetlere yol açılıyor olduğu gerçeğidir. Yaşanan durumun vahameti Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dahi ifade edilmekte ancak yol açılan mağduriyetler aynı hızla devam etmektedir.

Yüzlerce masumun canına ve hepimizin geleceğine kasteden darbe teşebbüsünün bir insanlık suçu olduğu ve bu suça karışmış olanların adil ve aleni yargılamalar sonucu hukukun öngördüğü en ağır cezalara çarptırılmaları gerektiği açıktır. Ancak gelinen aşamada aldığımız şikâyetler ve başvurular üzerinden, bu kadar ağır bir suçlamanın gerçekte masum olan kişilere atfedilmesinin dayanılmaz ağırlığı karşısında, darbeye herhangi bir şekilde karışan-karışmayan, örgüt üyesi olan-olmayan ayrımının kılı kırk yararcasına bir titizlikle ve adalet çerçevesinde yapılması gerektiğini bir kez daha vurgularız.

Darbeye teşebbüs eden örgüt hukukçularının bir zamanlar başkalarına karşı uyguladıkları adaletsizliklerin şimdi de onlara ya da onlarla karıştırılanlara karşı uygulanıyor olması kabul edilemez. Bu ülkede bugüne kadar yaşananlardan bir ders alınarak, hukukun ve savunmanın bir gün herkese lazım olacağı gerçeğinden hareketle bahse konu hukukçuları(!) bile mahcup edecek bir hukuki süreç işletilmesi, savunma hakkına dönük kısıtlamaların sona erdirilmesi, masumiyet karinesinin yok sayılmasının önüne geçilmesi, cezaevi idarecilerinin başına buyruk hareketle avukat görüşlerini imkânsızlaştırmalarına ve her tür temel hakkı yok saymalarına dur denilmesi, basit isim karışıklıkları ya da ihbarlarla insanların örgüt üyesi muamelesine tabi tutulmasına izin verilmemesi, soruşturmaların emniyetin kontrolünden alınarak hukukçuların kontrolüne bırakılması hukukun ve hukuk kurumlarının adalete yönelmesi açısından elzemdir.

Ancak bu hukuki süreç içinde masum kimselerin de olduğu insanların yığınlar halinde işlerinden edildikleri, gözaltına alındıkları ya da tutuklandıkları ve suçsuzlukları tespit edilerek kurtulan bazı kimseler dışında etkili referans/belge bulamayan birçok insanın mağdur olduğu ve bir cadı avına dönüşmemelidir. Aksi halde bu süreç darbecilerin amaçlarına da hizmet edecek ve bu hengâmeden çeşitli yollarla güç ve meşruiyet devşirilmesine ortam hazırlanacaktır.

MAZLUMDER olarak, “FETÖ ile mücadele”nin meşrulaştırıcı atmosferinin kötüye kullanılarak her türlü muhalifin hedef tahtasına oturtulduğu bir sürecin, öncelikle bu mücadeleye zarar vereceğini tekrar hatırlatırız.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2016-10-06
Okunma Sayısı : 941
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2004667

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari