TERÖR SUÇLAMALARI BELLİ İLKELERE VE CİDDİYETE SAHİP OLMALIDIR.

TERÖR SUÇLAMALARI BELLİ İLKELERE VE CİDDİYETE SAHİP OLMALIDIR

Bilindiği üzere 5 Temmuz 2017 tarihinde çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yöneticisi ya da aktivisti olan kişilerce Büyükada’da gerçekleştirilen toplantıya yapılan baskın sonucunda toplantının katılımcısı olan on kişi gözaltına alınmış, bu kişilerden sekizi “ajanlık iddiası” ile tutuklanmıştı. Savcılık tarafından bahse konu on şüpheli hakkında silahlı terör örgütlerine yardım suçlaması ile dava açılmış, Terörizmin Finansmanı ve casusluk suçlamaları yönünden ise soruşturmanın ayrılarak devam ettiği belirtilmiştir.

Belli politik ya da toplumsal kesimlerce kışkırtıcı ya da kabul edilemez bulunsa da ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek konuşma, mesaj ve toplantı içeriklerinin ve Bylock kullandığı iddia edilen kişilerle yapılan telefon görüşmesi ve mesajlaşma kayıtlarının iddianamedeki suçlamaların dayanağı yapılması kabul edilemez bir durumdur. Kamuoyunu bunca zamandır meşgul eden ve ajanlık kurgusu üzerinden temellendirilen bir dosyanın neticede şüphelilerden elde edilen deliller ve gizli tanık beyanları ışığında soyut bir suçlama olan terör örgütlerine yardım (üstelik birbiriyle yan yana gelmesi düşünülemeyecek örgütler) suçlaması ile son bulması kamuoyunda başından beri dile getirilen kaygıların haklılığını ortaya koymaktadır.

Gelinen aşamada eski DGM'lerin sonraki Özel Yetkili Mahkemelerin geleneği olup bu geleneğin inşasında da gerek 28 Şubatçı gerekse paralel kolluk, savcı ve hakimlerin ciddi katkısı olan ve bugüne kadar her cenahtan çokça masumun yıllarını çalan soyut bir suçlama olarak terör örgütü üyeliği ya da terör örgütlerine yardım suçlamasının artık ciddi bir şekilde masaya yatırılması gerektiği açıktır. Kolluk kuvvetleri ve savcılıkların ciddi bir emek harcamadan oluşturdukları, çoğunlukla iddianameye dönüşen fezlekelere dayanan bu suçlamanın soyut, komplocu ve ideolojik kriterlerden arındırılarak somut, kriterleri belli, kabul edilebilir ve herkesçe anlaşılabilecek bir mahiyete büründürülmesi hukuk güvenliği, lekelenmeme hakkı ve adil yargılanma hakkının vazgeçilmez gereğidir.

Mazlumder İstanbul Şubesi olarak İnsan Hakları çalışmaları yapan ya da muhalifliğiyle öne çıkan kişilerin somut bir delil olmaksızın ve afişe edilerek lekelenmeme haklarının ihlal edilmesi ile keyfi bir şekilde tutuklanıp haklarında soyut iddialarla dava açılmasını endişe verici bulduğumuzu ve söz konusu kişilerin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini vurgularız.

Ali Öner
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Başkanı

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2017-10-12
Okunma Sayısı : 185
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2179615

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari