Mehmet Şahin: “Farkındalığımızı kaybedersek daha çok 28 Şubat yaşarız. Mağdurların hesabı sorulmalıdır.”

MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu tarafından düzenlenen Cezaevi Söyleşilerinin 15.’sine bir önceki söyleşide 12 Eylül darbe sürecinde yaşadığı işkence ve cezaevi tecrübelerini anlatan Mehmet Şahin konuk oldu. Şahin, kamuoyunda adil yargılanma bağlamında çok tartışılan Uğur Mumcu ve birçok faili meçhul dosyanın göstermelik yargılamalarla İslami duyarlılığı olan kişilere yüklendiği “Umut Operasyonu’ sonrasında yaşadıkları hapislik ve işkenceyi anlattı.

Programda ilk olarak MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu Av. Kaya Kartal konuşmasına Siirt ve Batman Cezaevlerinde yaşanan zorunlu sevklerden bahsederek başladı. Sevklerin bir tür cezalandırmaya dönüştüğünü ifade eden Kartal, bu uygulama ile ailelerin de cezalandırıldığını belirtti.
 
“12 Eylül bütün kesimleri hedeflemişti. Ama 28 Şubat sadece İslami kesimi hedef aldı.”
 
Kartal’ın ardından söz alan Mehmet Şahin konuşmasına, 12 Eylül’de zindanlarda işkence ile katledilen dava arkadaşları Şeyhmus Durgun ve Hüseyin Kurumahmutoğlu’nu anarak başladı. 28 Şubat sürecinin 12 Eylül’den temel bir farkı olduğunu söyleyen Şahin, “12 Eylül bütün kesimleri hedef almıştı. Ancak 28 Şubat sadece İslami kesimi hedef aldı. Bu anlamda 28 Şubat diğer darbelerden farklılık arz etmektedir.” dedi.
 
12 Eylül’deki hapisliğinin ardından mücadeleye tekrar devam ettiğini belirten Şahin, arkadaşlarıyla çıkardığı Tevhid Dergisi ile Selam Gazetesini çıkarmaya başladıklarını, aynı zamanda Akademi Yayınevi’ni kurduklarını ve bu yayınlarda genel olarak tevhidi bilinçlenmeyi savunduklarını, ayrıca ABD ve İsrail’in Türkiye ve Ortadoğu üzerindeki planlarını ifşa ettiklerini sözlerine ekledi. Küresel güçleri ve kemalist rejimi korkutan esas şeyin yaptıkları yayın ve çalışmalar olduğunu belirten Şahin, 28 Şubat’ın bu rahatsızlığın ürünü olduğunu belirtti.
 
28 Şubat sürecinde birçok gruba operasyon yapıldığını söyleyen Mehmet Şahin, kendilerinin de bundan nasibini aldıklarını, operasyonların adeta cadı avı şeklinde yürütüldüğünü, bu cadı avı nedeniyle bir kez 1997 yılında gözaltına alındığını ve 3-4 gün Terörle Mücadele Şubesinde işkence gördükten sonra savcılık kararıyla serbest bırakıldığını belirtti.
 
"Gece 03.00’da kapım çalındı. Gece 03.00’ın anlamını bilirdim... Kapıyı çalanlar polislerden başkası değildi..."
 
Mehmet Şahin konuşmasını en tartışmalı davalardan biri olarak tarihe geçen ve kendisinin de mağdur edildiği Umut Operasyonuna değinerek sürdürdü. Şahin “5 Mayıs 2000’de gece 03.00’da kapım çalındı. Gece 03.00’ın anlamını bilirdim. Kapıyı çalanların polislerden başkası değildi. 35 yıl oturduğum evdi. Hücre evi, örgüt evi filan değildi. Ailem içerideydi. O yüzden kapıyı açmadan polisleri uyardım. Burasının aile evi olduğunu buna göre davranmaları gerektiğini söyledim. Kapıyı açar açmaz beni yere yatırmak istediler. Direndim. Beni götüreceklerini söylediler. Ne için diye sordum. Gidince öğrenirsin dediler. Oğlum daha ufaktı. Dehşet içinde ağlıyordu. Onu sakinleştirmeme bile izin vermediler. Israr ettim. Ya beni öldürürsünüz ya da izin verirsiniz dedim. Kelepçemi açtılar oğlumu sakinleştirdim. Vatan’daki TEM’e girer girmez asansörde gözlerimi kapattılar. Gözlerim kapanınca bu seferkinin diğerlerinden farklı olduğunu anladım.” şeklinde konuştuktan sonra 9 gün süren işkenceleri anlattı.
 
Normalde her gözaltında şubeye gitmeden önce doktor muayenesinin yapılması gerektiğini belirten Şahin, kendisine bunun yapılmadığını söyledi. Daha Şubeye girer girmez küfür, hakaret ve tacizlerin başladığını ifade eden Mehmet Şahin, sözlerine şöyle devam etti: “Şubede bir odaya çıkarıldım. Sonra gözümdeki bağı çözdüler. Bir kaset izlettiler. Daha önceden tanıdığım birilerinin sözüm ona itirafları vardı. İranlı bir şahsın öldürülmesinden bahsediyorlardı. Bu şahsı İran namına bizim kaçırdığımızı filan söylüyorlardı. Kasette uğur Mumcuyla alakalı tek kelime dahi eden olmamıştı. İddiaları reddettim. Çünkü yapılan şey bir kumpas, bir mizansendi. Bize bir şeyler yüklemek istiyorlardı. O gece sabaha kadar işkence gördüm. 9 gün sürecek aralıksız işkence başlamış oldu.
 
“9 gün boyunca 1 dakika dahi uyutmadan, bizleri her iki üç saatte bir sorguya alırlardı. İstediklerini alamazlarsa işkence faslı başardı.”
 
Kendisiyle beraber 10 ile 15 arkadaşının daha alındığını nezarethaneye girince seslerden anladığını söyleyen Şahin, Haseki Hastanesi’nde formalite bir muayenenin ardından Ankara’ya sevk edildiklerini aktararak Ankara’da bir gazeteci ordusuyla karşılaşınca meselenin bambaşka bir şey olduğunu daha iyi anladığını sözlerine ekledi. İlk defa olarak Ankara’da Uğur Mumcu’yu öldürmekle suçlandıklarını söyleyen Şahin, işkencenin Ankara TEM’de sürdüğünü ve bu işkencelerde kendilerine Uğur Mumcu’nun katili olduklarını kabul etmelerinin dayatıldığını aktardı. Kendilerine çok ağır işkenceler yapıldığını belirten Şahin sözlerine şöyle devam etti: “9 gün boyunca 1 dakika dahi uyutmadan, bizleri her iki üç saatte bir sorguya alırlardı. İstediklerini alamazlarsa işkence faslı başardı. Özellikle bana ve Abdülhamit Çelik’e yoğun işkence yapıyorlardı.  Abdülhamit Çelik’e işkence yapılırken bana dinletiyorlardı. Belki de bana işkence yapılırken de ona dinletiyorlardı. Kendi hazırladıkları ifadeyi bana imzalatmaya çalışıyorlardı.” Yapılan işkenceleri sadece insanlar bir daha yaşamasın diye anlattığını ifade eden Şahin, maruz kaldıkları işkence çeşitlerinden de bahsetti. Çırılçıplak soyma, Filistin askısına alma, vücuda tazyikli su sıkma, elektrik verme, hayaları sıkma, eller ve ayakların tellerle bağlanması ve kafaya hava geçirmez bir şey geçirilmesi suretiyle nefessiz bırakma gibi işkencelere başvurduklarını belirten Şahin, işkencelerden sonra izleri kapatmak için çeşitli merhemler kullanıldığı bilgisini de sözlerine ekledi.
 
“Onlar bir yürek taşıyor olamazlar!”
 
Şahin, işkencenin 7. veya 8. gününde gözlerinin açıldığını, Ankara Emniyet TEM Şube müdürü olduğunu söyleyen birisinin kendisine kendi hazırladıkları ifadeyi imzalamasını, ifadeyi imzalatamadıkları için üstlerinden azar işittiğini söylediğini vurguladı. Bu kişinin aynı zamanda dönemin İçişleri Bakanı ve Umut Davası’nın savcısı Hamza Keleş’in kendilerini o an monitörden izlediği bilgisini verdiğini anlatan Şahin, “Eğer bu söylediği doğruysa, eğer bizi gerçekten o halde işkence altındayken izlemişlerse bakanın ve savcının yüreği sökülmüştür. Onlar bir yürek taşıyor olamazlar!” diyerek duygularını ifade etti.
 
“Kendi hazırladıkları uydurma ifadeleri işkenceye rağmen imzalatamayınca dava da çöktü. Çünkü başka delilleri yoktu!”
 
İşkencecilerin kendisine zorla kabul ettirmek istedikleri ifadeyi her defasında reddettikten sonra en son kendi ifadesini onlara kabul ettirdiğini söyleyen Şahin, bunun çok önemli olduğunu çünkü bütün davanın tezgahladıkları yalan ifadeler üzerine kurulu olduğunu, bu ifadeleri imzalamayınca davanın çöktüğünü, çünkü kurmaca ifadeler dışında hiçbir delilleri olmadığını, işkencecilere boyun eğmediklerini ve kazandıklarını belirtti.
 
“İşkenceye şahit olan polislerden biri olan Osman Çangal adındaki Emniyet Müdürü şu an Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün koruma müdürü!”
 
Mahkeme sürecinden de bahseden Şahin, yargılamanın hukuk tarihinde görülmemiş skandallarla dolu olduğunu, bu türden hukuksuzluğun ancak İstiklal Mahkemeleri’nde görülebileceğini belirtti. İtirafçıların mahkemede savcıya dönerek yalan ifade karşılığında savcının kendilerini serbest bırakacağını söylediğini ve şimdi neden bırakmadığını sorduklarını ifade eden Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: “Yani bütün davanın bina edildiği itirafçı ifadeleri bir pazarlığın ürünüymüş. Uğur Mumcu hadisesi gibi birçok faili meçhul suikast bize yüklenmek isteniyormuş. Umut Davası’nın Hukuk Fakültelerinde ders kitabı olarak okutulması lazım. Daha biz yargılanmadan Uğur Dündar bir takım görüntüleri televizyonda nasıl veriyor? Kimler ulaştırdı o görüntüleri? Tuncay Özkan biri vasıtasıyla benim fotoğraflarımı alıp ne yapacaktı? Ki bu kişi Tuncay Özkan’ın yanında çalışıyormuş. Bunu bana itiraf etti yıllar sonra ve benden helallik istedi. Bunların yeniden sorulması lazım. Davadaki hukuksuzluklar basın yoluyla da derinleştirildi ve basından bazı odaklar bu işte görev aldı.
 
Mehmet Şahin devam eden 28 Şubat ve 12 Eylül yargılamalarına da değindi: “Bu yargılamalar birer orta oyunudur. Bunlarla devlet kendini aklıyor. Yani dosyalar kapatılıyor. Eğer bu darbeler mağdurlarını yaratmışsa bize neden kimse gelip bir şey sormadı?”. İslami olarak ifade edilen basının da 28 Şubat’la ilgili öz eleştiri vermesi gerektiğini belirten Şahin o süreçte hiçbir basın kuruluşunun kendilerini dinlemediğini, röportajlarını yayınlamadıklarını belirtti.
 
“Yaptıklarımdan hiç pişmanlık duymadım. Gene olsa gene aynı şeyleri yaparım.”
 
Darbecilerin amacının Müslümanları korkutup sindirmeye çalışmak olduğunu ancak kendilerinin asla onlardan korkmayacağını, inançları gereği sadece Allah’tan korktuklarını belirten Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu rejimle kavgalıyım, Kemalist rejimle kavgam hep sürecek. Bugüne kadar Müslümanları utandıracak hiçbir şey yapmadım. Yaptıklarımdan hiç pişmanlık duymadım. Gene olsa gene aynı şeyleri yaparım. Benim için tek bir güç, tek bir irade var o da Allah’ın gücü ve iradesidir. Sadece O’na boyun eğdim. Bedeli ne olursa olsun mücadeleden asla vazgeçmeyeceğim. Bizden korkmamızı istiyorlar. Bunları korktuğumuzu sanmasınlar diye anlatıyorum ve hiçbir zaman da işkenceci zalimlerden korkmayacağız.
 
Mehmet Şahin konuşmasını sona erdirirken 28 Şubat süreciyle alakalı bir farkındalık oluşturmanın zaruri olduğunu aksi halde daha çok 28 Şubatlar yaşayacağımızı ifade etti.
 
Konuşmanın sonunda söz alan Av. Kaya Kartal Mehmet Şahin'e teşekkür ettikten sonra Batman Cezaevinde yaptığı ziyaretten bahsedip, görüştüğü mahpusların selamını ve dua taleplerini iletti. Söyleşi Kartal'ın bilgilendirmesi ile sona erdi.
 
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu
 
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Seminer & Panel & KonferansTarih 2013-11-19
Okunma Sayısı : 1079
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2278022

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari