Suphi Özbilen: “F Tipi Cezaevi, tamamen mahpusların onurunu yıpratmaya dönük bir uygulama”

MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu tarafından organize edilen Cezaevi Söyleşileri’nin yeni dönemi 22 yıldır cezaevinde tutulan müebbet mahpus Can Özbilen’in babası Suphi Özbilen ile başladı.

Cezaevi Komisyonu Başkanı Av. Kaya Kartal’ın açılış konuşması ile başlayan programda Suphi Özbilen, 1993 yılından beri cezaevinde olan, 2001 yılından beri de F tipinde tutulan oğlunun cezaevi koşullarını ve ziyaretler sırasında ailelerin yaşadıkları sıkıntıları anlattı.
 
Av. Kaya Kartal, 1993 yılında iş adamı Jack Kamhi isimli iş adamına suikast düzenlemekle suçlanan Can Özbilen ve arkadaşlarının iddia olunan eyleminin yerel mahkemece adli bir olay olarak değerlendirilip buna göre cezalandırılmasına karşın, Yargıtay tarafından adli bir eylem olarak değil, anayasayı ihlal kapsamında değerlendirildiğini ifade etti. Kartal, 28 Şubat atmosferi içerisinde yapılan bu saptamayla Can Özbilen ve arkadaşlarının müebbet hapse mahkum edildiğini belirterek sözü Suphi Özbilen’e bıraktı.
 
Suphi Özbilen konuşmasında, oğlu Can’ın adil bir yargılama yapılmadan, 28 Şubat sürecinin etkisi altında cezalandırıldığını, bir işadamına yönelik suikast girişiminin anayasal düzeni yıkmaya yönelik değerlendirilmesini aklının ve vicdanının kabul etmediğini, soruşturma aşamasının ağır işkencelerle yürütüldüğünü, ele geçirilen silahların uzman olmadığı gerekçesiyle düzgün inceleme yapılmadan imha edildiğini, evlerine 3 gün boyunca karakol kurulduğunu ve kendilerine sürekli psikolojik işkence yapıldığını ifade etti. Özbilen, “Bize ‘oğlunuzu görmek için şu saatte şu yerde olun deyip, bizi bir yerde dikiyorlardı. Bunu sırf işkence olsun diye oğlumuzu elleri kelepçeli, gözleri bağlı halde görmemiz için yapıyorlardı.” dedi.
 
Cezaevi ziyaretleri sırasında, aileler olarak büyük sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Özbilen sözlerini şöyle sürdürdü: “Ziyaretlerde yağmurda, karda kapıdaki jandarmanın ya da gardiyanların keyfiyetine göre saatlerce bekletildik. İlk ziyaretlerimizde daha görüşme başlamadan ‘süre doldu’ diyerek bizi çıkartıyorlardı. Arama adı altında insan onuruna aykırı muameleler yapılıyordu; Kadınlar kadın jandarma yok deyip erkek jandarma tarafından aranmaya çalışılıyordu, çocuğumuza götürdüğümüz çarşaf ya da giyecekler rengi dolayısıyla kabul edilmiyordu, yumurta, reçel, börek ne götürürsek temiz olmayan elleriyle yiyecekleri kontrol edip yenmeyecek duruma getiriyorlardı ya da pis kaplara boşaltıp incelemek istiyorlardı, yumurtaları bile kırarak incelemek istediklerini söyleyebiliyorlardı, tek gayeleri ziyaretçilerin gelmesini engellemekti. Bayrampaşa Cezaevi’nden sevk sırasında arama adı altında çocuklarımızın kıyafetlerini, kitaplarını kasatura ile parçaladılar, koridor oluşturup elleri kelepçeli çocuklarımızı sağlı-sollu döve döve araçlara bindirerek sevk ettiler.” Özbilen, görüşlerden önce yaşadıklarını üzülmesinler diye çocuklarına anlatmadıklarını ve çocuklarının da aynı şekilde kendi sıkıntılarını yansıtmamak için bin bir zorluğa girdiklerini vurguladı.
 
Suphi Özbilen 2000’den sonra F tipi süreçlerinin başladığını ve hukuksuzluğun başka bir boyuta taşındığını ifade edip, bu uygulamanın tamamen mahpusların onurunu yıpratmaya dönük olduğunu, aynı aileden 3 kişinin bile bir evde kapalı olarak yıllarca kalmasının mümkün olmamasına rağmen mahpusların buna zorlandığını belirtti.
 
Cezaevindeki mahpusların en önemli şeylerinin “onurları” olduğunu vurgulayan Özbilen, onları ayakta tutan şeyin onurları ve düşünceleri olduğunu ifade etti.
 
Özbilen, DGM’ler ve ÖYM’ler kalktığı, 28 Şubatın yargılandığı, yargı kararlarının adil olmadığının herkesçe dile getirildiği, Anayasa Mahkemesinin birçok sanığı salıverdiği bir ortamda kendi çocuklarının neden hala içeride olduğunu anlayamadığını, yeniden yargılama yapılmasını talep ettiklerini belirtti.
 
Soru üzerine Suphi Özbilen, oğlunun çok programlı bir hayat sürdüğünü, her sabah namaz için kalktığını ve güne böyle başladığını, sporunu hiç aksatmadığını, tefsir çalışması dolayısıyla okuma yaptığını, sosyal bilim okumaları yaptığını, üniversiteyi içeride bitirdiğini, şu an bir kitap çalışmasıyla meşgul olduğunu, arkadaşlarıyla beraber onurlu durdukları için herkesten saygı gördüklerini söyledi.
 
Soruların cevaplanmasının ardından, MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu’nun çalışmalarından bahsedip, Suphi Özbilen’e ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşiyi sonlandıran Kaya Kartal, temel hakların ödül yönetmeliği adı altında cezaevi idarelerinin inisiyatifine bırakıldığını, bunun kabul edilemez olduğunu, mahrem eş görüşmesi gibi bir hakkın ödül olarak sunulmasının insan onuruna aykırı olduğunu, bu hakkın mahpusların çocukları ve anne babalarını da kapsayacak şekilde ve 24 saatten az olmamak üzere tanınması gereken temel bir hak olduğunu vurguladı.
 
MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu
 
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Seminer & Panel & KonferansTarih 2014-11-03
Okunma Sayısı : 1520
OHAL Raporu
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2440092

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari