Aman Dikkat!
Tehlikenin ne kadar da farkındasınız, tebrikler…
Dünyayı ve Türkiye’yi saran, sarsan, boğan tehlikeyi nasıl fark etmezsiniz ki, hele ki siz! Elbet farkında olacaksınız.
Aslında her yere tabelalar asmalısınız, kendiniz asamıyorsanız astırmalısınız, büyük punto yazdırmalısınız, insanımıza, ülkemize bu güzelliği yapmalısınız:
“DİKKAT! BAŞÖRTÜLÜ ÇIKABİLİR”
Her an çıkabilir, şu an çıkabilir, amman çıkabilir. Yemek yediğiniz lokantada, yürüdüğünüz caddede, çayınızı yudumladığınız kafede, yaşadığınız şehirde, bindiğiniz otobüste, ekmek aldığınız fırında, temizlik şirketlerinde, fındık işçilerinde, fabrika köşelerinde, her an her yerde…
Aman dikkat! Başörtülü çıkabilir…
Okulda, hastanede, mahkemede, vergi dairesinde, törende, tribünde, uçurtma şenliğinde, spor salonunda, radyo programında, gazete köşesinde, emlak ofisinde, ...
Aman dikkat, hem de çok dikkat!
Bir başörtülü hiç utanmadan RTÜK’te staj yapabilir, genel cerrah olabilir. Meclis içi ve civarında, meslek örgütü toplantısında, uluslar arası sempozyumda, üniversite amfisinde, baro seçiminde, sivil toplum örgütünde, basın toplantısında, uçakta, yatta, direksiyonda, at sırtında, yüzerken, gezerken, şaka gibi değil mi her an her yerde….
Başörtülü bir kişiden alınıp size verilen kan hayatınızı kurtarabilir, kahretsin bu bile olabilir, damarımızda kanları dolaşabilir.
Aman dikkat, tüm kök kazıma çalışmalarına rağmen her an hortlayabilir!!!
Sizi eşarbındaki iğne ile kevgire çevirir, üzerinize yürür, dayak atar, hakaret eder, dışlar, belki yer, bitirir, belki başınızı örtüverir… Ne kötü! Sizin onlara yapmaya çalıştığınızı onların size yapabilme ihtimalini düşünmek bile ne kötü…
Hem siz! Siz olmasanız biz ne yaparız?
Siz olmazsanız laiklik ne yapar, bu ülke bunca zorun altından nasıl kalkar?
Başörtülü, örtüsünün altına gizlediği -85.5 yıllık cumhuriyeti yok edecek güce sahip- atom bombasıyla ortalarda gezerken, başarısına başarı katarken siz nasıl durursunuz, nasıl rahat uyursunuz?
Hal böyle iken; Siz nasıl rahat soluk alıp verirsiniz memurlar, doktorlar, avukatlar, aşçılar, turizmciler, vekiller, futbolcular, döviz bürosu sahipleri, yasama görevini de omuzlayan yargı mensupları, üniversite rektörleri…
Özgürlükte ne ola ki, hukuk mu, boş verin.
Bırakın bilimi, mevzuatı, hukuk devletini, insan haklarını,
Başörtülüler insan mı ki? İnanmak hak mı ki? Adalet var mı ki?
Siz mücadele edin, el ilanları dağıtın, bildiriler okuyun, genelgeler yayınlayın, bilbordlara afişler asın, travma var deyin, imdat deyin, dertleşin, ağlaşın, anlaşın ne yaparsanız yapın, aman Dikkat başörtülü çıkabilir!
Laikliği din düşmanlığı olarak tanımlayın, tanımlatın, algılayın, algılatın, yorumlayın, yorumlatın, bu konuda masallar anlatın, televizyon programlarına katılın, reklam filmi yaptırın ne yaparsanız yapın…
Başörtülü gördüğünde yok eden silahlar için sipariş edin, linç timleri gönderin, gömerken üzerlerini kireçleyin, ne ederseniz edin,
El ilanları bastırın, tutuklama kararı çıkarttırın, mikrodalgaya koyun, başlarını vurun, ama şu işi kökten halledin.
Viyana Üniversitesinde Hollanda Meclisinde Danimarka Barosunda, Kanada Tıp Akademisinde, İngiltere Polis Teşkilatında, laik Fransız üniversitelerinde… Zinhar hemen her yerde…
İçinizdeki laiklik canavarına gaz verin, onu koruyun, ona iyi bakın, çünkü her an her yerde karşınıza başörtülü çıkabilir, hayatınıza teğet geçebilir, sizinle aynı havayı soluyabilir her an her şey olabilir.
Her şey hakkınız, çünkü TEHLİKENİN(!) FARKINDASINIZ…
Bu ülke ve ülke insanı sizlerle gurur duyuyor, ekonomi tabana vuruyor, enflasyon kıs kıs gülüyor, hayat alt üst oluyor, sakıncalı partiler kapatılıyor, hukuk masalı sonlanıyor, itibar sıfırlanıyor, insanlara umut olarak milli takımın Avrupa Şampiyonasındaki başarısı kalıyor, ama olsun…
Bizler, bu ülke insanları, doya doya size ve yaptığınız güzelliklere(!) bakıyor ve gurur(!) duyuyoruz. Lütfen tevazuu bırakın, hadi siz de aynada kendinize, uğraştığınız şeylere, bu ülkeye kattıklarınıza(!) bakın.
İyi ki varsınız, ya olmasaydınız…

Zayi: Uygulama ve açıklamalar karşısında –sayelerinde- ciddiyetimizi kaybettik, hükümsüzdür.



YAYIN BİLGİLERİKategori Adı MakalelerTarih 2008-07-10Yazar Av.Elif Uzunpınar
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2071372

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari