"HAK" KAVRAMI
"HAK" KAVRAMI
Hak kelimesi sözlüklerde yaratıcı (Allah); adalet; adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç; dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk; verilmiş emekten doğan manevi yetki; pay; emek karşılığı ücret; doğru, gerçek gibi anlamlarda kullanılmıştır.(1) Bunlardan başka gerekli olmak(vâcib) ve sâbit olmak, insaf gibi anlamları da bulunmaktadır.(2)-(3)
Kuran'da ve Hadislerde, Allah, Kur’an, İslam, adalet, tevhid, doğruluk ve gerçeklik, gereklilik, batılın zıddı, alacak, yükümlülük, aidiyet, mevcut, sabit, zulmün zıddı anlamlarında kullanılmıştır.(4)
Ragıb el-Isfahânî’nin el-Müfredât’ında, hak kavramının özünde “uygunluk-mutabakat-muvafakat” anlamı olduğu belirtilmiştir. Burada kastedilen uygunluk süje ile obje arasındaki uygunluk olup kendisinde bu uygunluk bulunan şey hak olarak tanımlanabilir.(5)
Hak kavramı bir kısım düşünürler tarafından bir gerçekliği ifade etmediği, hayali ve metafizik bir kavram olduğu gerekçesiyle inkâr edilmiştir. Bu düşünürler realist tutum ve materyalist ideolojileri dolayısıyla ve tutarlı olma güdüsüyle böyle bir yola girmişlerdir denilebilir. Onlara göre pozitif bilimler çağında bu tür metafizik kavramlara yer yoktur.(6) Ancak yaygın görüş ve özellikle vahiy eksenli bakış açısından hak kavramının varlığı noktasında bir tartışma yoktur. Ancak kavramın anlamı noktasında farklı düşünceler mevcuttur.
Hak kavramı, bireye çıkarlarını karşılamak amacıyla hukuk düzeninin tanıdığı irade gücü ya da hukuksal güç olarak tanımlanabileceği gibi(7) hukuken korunan ve sahibine bu korunmadan yararlanma yetkisi tanınan menfaat olarak da tanımlanmıştır.(8) Yani hukuk bir düzeni anlatırken, hak bu düzenin sağladığı yetkileri, koruduğu menfaati anlatır.(9) Aynı şekilde hukuk sözü, topluluk hayatında uyulması zorunlu olan kuralları ifade ederken; hak deyimi bu kurallardan kişiler lehine doğan yetkiyi belirtmeye yarar.(10)
Hukuksal ilişkinin temelini teşkil eden hak kavramının niteliği hususu hukukçular arasında tartışma mevzuu olup, bu konuda çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Bunlardan irade kuramına göre hak, “hukuk düzeni tarafından bir kişi lehine bahşedilen irade kudreti veya hâkimiyetidir.” Menfaat kuramına göre hak, “hukuk düzenince korunan menfaattir.” Bunların sentezini yapan karma teoriye göre ise, “insana sahibi bulunduğu menfaati korumak üzere tanınmış olan irade kudretidir.”(11)
Hakkı menfaat kuramına göre ‘hukuk düzenince korunan menfaatler sistemi’ diye genel tanımdan yola çıkarak kavramsallaştırmamız halinde Aliya İzzetbegoviç’in iddiası gündeme gelir ki bu iddia hukuk tanımı açısından da geçerlidir. Aliya’ya göre salt din menfaati, salt materyalizm ise hakkı anlayamayacağı ve anlamadığı için bunlar hukuk için gayri müsaittir.(12)
Eğer insan şahsiyet değil de tıpkı sosyalizmin iddiasındaki gibi sadece bir toplum üyesi ise herhangi bir mutlak, tabii hakkı da bulunamaz. Sadece devletin ona bahşettiği haklara sahip olabilir. Zira haklar ancak doğuştansa, Allah tarafından veya inanmayanlar açısından bile tabiat vb. tarafından verilmişse vazgeçilmez olur ki bu durumda insanın bu haklarla beraber doğduğu kabul edilecektir.(13) Aliya’ya göre Marksist görüş hukuku, “hakim sınıfın kanuna dönüştürülmüş iradesi” olarak ele alırken hakkı da doğal olarak bu iradenin ürünü görmektedir. Ancak Aliya burada çok ilginç bir tanımlama ile hakkı; “her zaman, güçsüz olanın güçlüye karşı direniş tarzı” olarak ele alıp buna hiçbir istisna tanımamaktadır.(14)
Aliya’nın bu bakışı aslında bizim önümüzü açacak nitelikte olduğu için önemlidir. Biz hak kavramına bu pencereden bakarsak oldukça geniş bir alanda buluruz kendimizi. İşte o zaman mücadele alanımız direnişimizle orantılı olur. Çünkü biz bu düşünceyle hareket ettiğimizde devletlerden hak dilenen kullar olmaktan çıkıp, kulu olduğumuzun bahşettiği haklara kavuşmak için mücadele ederiz.

DİPNOTLAR:
1- (Çevrimiçi) http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=Hak
2- Köse, Saffet, “İslâm Hukukunda Hakkın Kötüye Kullanılması”, İstanbul, M.Ü. İlahiyat Vakfı, 1997, s.27.
3- Özön, Mustafa Nihat, Osmanlıca Türkçe Sözlük, İstanbul, İnkılâp Kitabevi, 1989, s. 279.
4- Köse, Saffet, “İslâm Hukukunda Hakkın Kötüye Kullanılması”, İstanbul, M.Ü. İlahiyat Vakfı, 1997, s.27-29.
5- Köse, Saffet, “İslâm Hukukunda Hakkın Kötüye Kullanılması”, İstanbul, M.Ü. İlahiyat Vakfı, 1997, s.27.
6- Köse, Saffet, “İslâm Hukukunda Hakkın Kötüye Kullanılması”, İstanbul, M.Ü. İlahiyat Vakfı, 1997, s. 19-23.
7- Sungurbey, İsmet, “Hak Nedir?”, der. Hayrettin Ökçesiz, Çağdaş Hukuk Felsefesi ve Hukuk Kuramı İncelemeleri, İstanbul, Alkım Yayınları, 1997, s. 152.
8- Oğuzman, Kemal, Medeni Hukuk Dersleri, 7. bs., İstanbul, Filiz Kitabevi, 1994, s. 78.
9- Gözübüyük, A. Şeref, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 6. bs., Ankara, “S” Yayınları, 1990, s. 136.
10- Bilge, Necip, Hukuk Başlangıcı, 7. bs., Ankara, Turhan Kitapevi, 1990, s. 49-50.
11- A.g.e., s. 206-207.
12- İzzetbegoviç, Ali, Doğu Ve Batı Arasında İslâm, Nehir Yayınları, İstanbul, 2003, s.257.
13- İzzetbegoviç, Ali, Doğu Ve Batı Arasında İslâm, Nehir Yayınları, İstanbul, 2003, s.257.
14- A.g.e., s.263.


YAYIN BİLGİLERİKategori Adı MakalelerTarih 2008-11-01Yazar Av. Kaya KARTAL
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2126169

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari