SAVAŞIN ÖTEKİ YÜZÜNDE SIĞINMACI KADINLAR

SAVAŞIN ÖTEKİ YÜZÜNDE SIĞINMACI KADINLAR

Abdulhalim YILMAZ
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı

Tunus’ta başlayan ve Arap Baharı olarak adlandırılan değişim talep eden toplumsal olaylar, bütün Arap ülkelerini az veya çok bir şekilde etkiledi. Suriye’deki gösteriler diğer ülkelere nispeten geç başladıysa da, en sert şekilde bastırılan olaylar oldu. Bugün itibariyle dördüncü yılına giren çatışmalar ise tarihin en kanlı iç savaşlarından birisine dönüşmüş durumda…

Suriye’deki iç savaş uzayıp ölümler arttıkça, insanlar canlarını kurtarmak için komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Suriye’de bugüne kadar 150 binden fazla insan yaşamını yitirdi, 3 milyondan fazla insan komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Yaklaşık 5 milyon Suriyeli de, ülke içerisinde yaşadığı yeri değiştirmek, evini değiştirmek zorunda kaldı. 2011 yılı Mart ayında başlayan bu göç dalgası, devam eden iç savaşla paralel olarak devam ediyor. Ülkesini terk ederek, başka ülkelere sığınmak zorunda kalan Suriyeli mülteci sayısı her geçen gün artıyor.

Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeliler çoğunlukla komşu ülkelere, Lübnan, Ürdün, Türkiye, Irak’a sığındılar. Bir milyondan fazla Suriyeli, Lübnan nüfusunun yaklaşık ’sini oluşturuyor. 

Türkiye’de resmi rakamlar 800 bin civarında ifade edilse de, gerçekte (sınırlardan kaçak girenler, kayıt dışı olanlarla birlikte) bir milyonu aşmış durumdadır. Suriye sınırına yakın illerimizde bulunan 22 mülteci kampında (çadır kent ve konteynır kent) 225 bine yakın Suriyeli barınıyor. Türkiye’ye sığınan ve kamplarda barınan mültecilere Başbakanlık AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) yönetiminde insani yardım ve koruma sağlanmaktadır. Mülteci kamplarında sunulan hizmetlerin, genel itibariyle dünyadaki benzer örneklere göre iyi olduğu ifade edilmektedir. 

Kamp dışında yaşayan Suriyeli mültecilerin sağlık, eğitim, barınma, çalışma gibi insani ihtiyaçlarını karşılamak zorundalar. 2013 Eylül ayında Suriyelilerin sağlık hizmetine erişimini sağlayan AFAD Genelgesi, sağlık konusundaki sorunları önemli ölçüde çözdü. Eğitimle ilgili Genelge’ninse hem okul yönetimlerindeki farklı uygulamalar, hem de dil sorunu nedeniyle ciddi bir etkisi olmadı. Suriyeliler, çocukların eğitim sorunlarını kendileri bir şekilde çözmeye çalışarak, kurs şeklinde kendi okullarını kurdular. Ancak, çok az sayıda çocuk okula gidebiliyor. Mülteci çocukların yaşadıkları travmaları atlatabilmeleri, normal bir hayata dönebilmeleri için okula devam edebilmeleri önemlidir. 

Suriyeli sığınmacılara yönelik önemli çalışmalar ve özverili yardımlar yapılmakla birlikte, Türkiye’ye yerleşen sığınmacıların önemli bir kısmının, özellikle kamp dışında yaşayanların -ki bu sayının yaklaşık 700 bin olduğu tahmin ediliyor- yeterli insani yaşam koşullarına sahip olmadığı; kimilerinin parklarda ve açık alanlarda ikamet ettiği, temel barınma, bakım, sağlık ve beslenme olanaklarından mahrum oldukları, kadınların cinsel istismar da dahil ciddi boyutlarda güvenlik sorunu yaşadıkları yönünde iddialar, haberler ve adli bulgular mevcuttur. 

Suriyeli mültecilerin yüzde 80’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Dünya üzerindeki sığınmacı hareketliliğinin büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Mülteci kadınların, yetişkin erkeklerden farklı olarak, özel koruma ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu nedenle mülteci kadınlar, tıpkı mülteci çocuklar gibi “hassas grup” olarak nitelendirilir. Devletler, ülkelerine sığınan/iltica eden insanlar için temel insani yaşam koşullarını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün gereği olarak sığınmacıların büyük çoğunluğunu oluşturan “hassas grup” olarak nitelendirilen kadın ve çocukların güvenlik, bakım, beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması öncelikli olarak esastır. 

Suriye’de devam eden iç savaş ve ülkedeki yıkıma bağlı olarak Suriyeli mültecilerin uzun bir süre daha Türkiye’de kalmak zorunda oldukları, kısa sürede evlerine dönemeyecekleri dikkate alınarak, uzun vadeli çözümler ve politikalar uygulanmalıdır.  Bu kapsamda, hem Suriyeliler hem de başka ülkelerden artan göç nedeniyle Türkiye’de göç ve uyum (entegrasyon) konusunda derinlikli çalışmalara ihtiyaç vardır. Günümüzde göç eden insanları sadece “yabancı” kalıbında değerlendirmek hem kaba hem de yetersiz kalmaktadır. 

MAZLUMDER kadın çalışma grubu üyelerinin büyük bir özveriyle hazırladıkları ve kısa süre önce yayınlanan “Kamp Dışında Yaşayan Suriyeli Kadın Sığınmacılar Raporu”nda kadın mültecilerin istismarı konusunda ciddi önlemler alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Raporda, sorunların çözümü için yol gösterici nitelikte önemli tespitler ve çözüm önerileri yer alıyor. 

MAZLUMDER raporunda da yer alan önerilerin bir kısmını aynen belirtmekte fayda var:
Suriyeli tüm mültecilerin kayıt altına alınması uluslararası korumanın bir gereğidir. Mültecilerin kayıt altına alınması ile mültecilerin ihtiyaçları tespit edilecek, haklara ve hizmetlere erişimleri sağlanacak, insani yardım kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının mültecilere yardım ulaştırabilmesi kolaylaşacaktır. Kayıt yapılması ayrıca uzun vadeli çözümlerin oluşturulması ve güvenlik bakımından da önemli olacaktır. Bu nedenle, kaydedilen mültecilere kimlik belgesi yerine geçen bir belge verilmek suretiyle, hukuksal güvence (uluslararası koruma) altında oldukları belirtilmeli ve bu kimlik belgesi ile sağlık, eğitim, çalışma ve diğer hizmetlere erişim imkânı sağlanmalıdır. 
Hizmetlere erişimde yaşanan temel sorunların başında dil nedeniyle iletişim kuramama gelmektedir. Hizmetlere erişimin kolaylaştırılması için ihtiyaç duyulan tüm kurumlarda Arapça ve Kürtçe çevirmenler görevlendirilmelidir. 
Uyum çalışmalarının bir parçası olarak, toplumda sığınmacılara yönelik tutumun olumlu yönlerini güçlendirmek gerekiyor. Bu kapsamda mültecilere hizmet veren resmi kuruluşların STKlarla işbirliği içinde çalışabilecekleri bir sisteme ihtiyaç var.
Sınır kapılarından geçişin zorlaştırılması göçmen kaçakçılarına yaramakta ve her türlü istismarın önünü açtığı unutulmamalıdır.
Kamp dışında yaşayan Suriyeli mültecilerin barınma, sağlık, gıda ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesi için daha fazla çabaya ihtiyaç var. Bu konuda yerel yönetimlerin, belediyelerin, neredeyse adı bile yok.  
Mülteciler için önemli bir sorun da iş piyasasına/istihdama erişimdir. Kural olarak yabancıların çalışma izni alması gerekir. Ancak, yasal prosedürlerdeki zorluklar nedeniyle, mülteciler kayıt dışı olarak çalışmak zorunda kalmaktadırlar. 
Sığınmacıların ikamet ve çalışma izni almalarının önü açılmalı, iş gücü piyasasında denetim artırılarak kaçak işçi çalıştırmanın önüne geçmek üzere gerekli yasal ve idari düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır. İstismara yol açan faktörlerin başında kayıt dışılık ve yasal engellerin oluşturduğu unutulmamalıdır
Çocukların gelişim dönemlerinde dilencilik yapmalarının ve yine ucuz iş gücü olarak istismar edilmelerinin önüne geçmek üzere; okul/eğitim olanaklarının artırılması ve psiko-sosyal destek hizmetlerinin geliştirilerek yaygınlaştırılması için çalışma başlatılması gerekmektedir.
STK’ların sığınmacı kadınları hakları ve haklarına erişim konularında bilinçlendirici ve kadınları güçlendirici faaliyetler yürütmeleri etkili olacaktır. 
Mazlumder araştırması kapsamında bölgede sosyokültürel bir olgu olarak karşılaşılan çok eşliliğin, fırsata çevrilerek örtük bir 'kadın ticareti'ne dönüştürüldüğü; genç ve bazen çocuk yaştaki sığınmacı kadınların (bazen aile zoruyla, bazen de kendilerinin çaresizlik içindeki ailelerine yük olma duygusunun ağır basmasıyla kerhen rıza gösterdikleri bir kurtuluş yolu olarak) para karşılığı evlilikler yaptıkları, çoğu zaman yasal açıdan hiçbir bağlayıcılığı olmayan bu evliliklerin kısa sürdüğü ve aslında sığınmacı kadınların bu evlilikler aracılığıyla sistematik bir cinsel istismara maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca bu evliliklerin kadınları, fuhuş çetelerinin ağına düşürmek üzere aldatmak için kullanıldığı, ülkelerinde ya da sığınmacı olarak Türkiye’de ikamet eden genç Suriyeli kadınları imam nikahı adı altında kandırarak fuhuş sektörüne çeken insan ticareti çetelerinin oluştuğu yönünde çok ciddi iddialar bulunuyor. Bu iddiaların hızlı ve etkin bir şekilde soruşturulmalı ve iddialar doğru ise sorumluların tespit edilip adli kovuşturma yapılmalıdır. Sığınmacı kadınların mağduriyet nedeniyle zorunlu kaldıkları bu evlilikler aracılığıyla sistematik olarak istismar edilmelerinin önüne geçilmek üzere ilgili tüm resmi kurumlar ve STK’lar bir araya gelerek koordineli bir şekilde çalışmalıdır. 
Barınma, beslenme, sağlık olanaklarının genişletilmesi için daha fazla çaba harcanmalı, sığınmacılara yönelik genel koruma ve destek programlarının kapsamı genişletilmeli, hâlihazırda verilen hizmetlerde daha fazla risk altında bulunan özellikle kamp dışında yaşayan kadın sığınmacılara öncelik tanınmalıdır. 
Sığınmacı kadınlara özgü istihdam, eğitim, meslek edindirme çalışmaları gerçekleştirilmeli, dil kursları açılmalıdır. Bu kadınların eğitimlere daha etkin katılabilmeleri için burs olanağı sağlanmalıdır. 
İstihdam, eğitim ve meslek edindirme çalışmaları kapsamında sığınmacı kadınlar için teşvik edici tedbirler alınmalı, çocuklu kadınlar için çocuk bakımı ve eğitimi konusunda destek hizmet verilmelidir. 
Çatışma ortamında yakınını kaybetmiş, şiddete, tacize ve /veya herhangi bir şekilde istismara maruz kalmış ya da şahit olmuş sığınmacı kadınların rehabilitasyonu ve sığınmacılık olgusunun neden olduğu zorluklarla baş etmelerine yardımcı olmak için gerekli psikososyal destek sistemleri oluşturulmalı, kamp dışında yaşayan sığınmacı kadınların da bu hizmete erişimi sağlanmalıdır. 
Sığınmacı kadınların göç sürecine uyum sağlama ve karşılaşılan problemlerle baş etme becerilerinin geliştirilmesi, kendi güçlerinin farkına varmaları ve açığa çıkarmalarını sağlamak üzere güçlendirici sosyal hizmet çalışmaları yapılmalıdır.
 
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Av. Abdulhalim Yılmaz'ın Suriyeli kadın sığınmacılar hakkında hazırladığı ve yukarıda tam metni bulunan makalesi 09.06.2014 tarihinde Evrensel Gazetesi'nde yayınlanmıştır. 
YAYIN BİLGİLERİKategori Adı MakalelerTarih 2014-06-09Yazar Av. Abdulhalim Yılmaz
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2183155

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari