YERELLİKTEN EVRENSELLİĞE: İSLAM DÜNYASININ YENİ İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜ
Geçtiğimiz Ekim ayında dost kuruluşlarımızdan olan Islamic Human Rights Commission’dan Malezya’da yapılacak olan 'Round-Table Meeting on Challenges and Opportunities Facing Muslims' – Müslümanların Karşılaştıkları Güçlükler ve Fırsatlar Yuvarlak Masa Toplantısı’na bir davet aldık. Sizlere biraz bu toplantıyı, biraz da Malezya intibalarımızı anlatmaya çalışacağım.

İslam Dünyası’ndan pek çok organizasyonun katılacağı toplantı 26-28 Ekim tarihleri arasında Malezya’nın Penang şehrinde yapılacaktı.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Dış İlişkiler Komite Başkanı Ahmet Zeki Olaş, Yönetim Kurulu Üyeleri Bayram Songur, Taner Ayaz ve MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Gergerlioğlu ile bir heyet teşkil edip hazırlıklarımızı yapmaya başladık. Tebliğlerimizi ve bazı yayınlarımızı hazırlayarak yola çıktık.

Dubai üzerinden Kuala Lumpur'a uçtuk. Belirtmeden geçemeyeceğim, ömrümde duyduğum en güzel ezan, Dubai Havalimanı'nda okunan akşam ezanıydı. Sabah saatlerinde Kuala Lumpur Havalimanı'na indik. İlk dikkatimi çeken, üniformalı güvenlik görevlileri idi. Dikkat çeken yönü bayan güvenlik görevlilerinin örtülü olmalarıydı. Özel bir kıyafet gerektirmeyen işlerde dahi örtülü olmayı mesele haline getirmiş bir ülkede yetişmiş bizler için bu görevli hanımlar ilginç görünüyordu.

Bizi havalimanından alan bir görevli ile birlikte uzun ve yemyeşil bir yoldan şehir merkezine geldik. Burada bazı turistik binaların şöyle bir önünden geçmek ve bir iki fotoğraf çekmekle yetinmek zorunda kaldık zira Penang şehrine doğru beş saatlik bir otobüs yolculuğu bizi bekliyordu.

Malezya'nın çok kültürlülüğü, çok renkliliği hemen dikkat çekiyordu. İlk yarım günümüzde, türlü türlü insan, lisan ve ibadethane gördük. Gördüklerimiz hakkında da yanımızdaki görevliden malumat almaya çalışıyorduk.

Ülkede ağırlık Müslüman Malay nüfusta. Yüzde atmış civarındaki Müslüman Malayları, Çinliler izliyor. Ayrıca Hindular da gözle görünür bir varlığa sahip. Malezya'yı görünce "mozaik" tabirinin Türkiye için çok lüks olduğunu düşünmeye başladım.

İlerleyen günlerde de gördük ki, Malezya'da farklılıklar arasında güzel bir uyum sağlanmış. Ülkedeki şeriat sadece Müslümanlar için. Müslüman olmayanların şeriat karşısındaki durumu için şöyle bir örnek verdiler; şayet bir Müslüman ile gayri müslim zina ederse, sadece Müslüman cezalandırılıyor.

Ülkede Çinlilerin, Hinduların ayrı okulları, ibadethaneleri var. Ayrıca hem Müslümanların hem de Çinli ve Hinduların dini bayramları tüm ülkede tatil. Dolayısı ile tatili bol bir ülke Malezya. Televizyon, gazete vb. tüm basın yayın da serbest (görünüyordu).

Türkiye Malezya olur mu diye korkanlar, Malezya'yı gördüklerinde çok şaşırıyor olmalılar. Anadilde yayın gibi konuları hala düşünüyorken biz, Malezya'da bu işler halledilmiş bile...

Beş saatlik bir otobüs yolculuğunda sonra Penang'a ulaştık. Penang tam bir tropik iklim şehri. Okyanus kenarında, daha çok Çinlilerin rağbet ettiği bir tatil yöresi burası. Burada bizi Citizens International adlı organizasyondan kardeşler karşıladı. Penang'da kurulmuş olan bu organizasyon insan haklarından tutun da, Müslümanların yaşam kalitelerinin arttırılmasına, çevreden ekonomiye kadar pek çok alanda faaliyet gösteren bereketli bir kuruluş. Londra'daki Islamic Human Rights Commission ile birlikte bu toplantıyı Citizens International düzenliyordu.

İki gün süren toplantıyı şu şekilde özetleyebiliriz;

Oturum Başlıkları:

- İslam Dünyası ve Müslümanların Durumu
- İşgal ve Direniş
- İslamafobi
- Laiklik, Kültürel ve Entelektüel Hegemonya
- Ümmet Arasındaki Ayrılıklar ve Çatışmalar
- Siyaset ve Yönetim
- Eğitim ve Bilgi Sistemi
- Kişisel, Kültürel ve Toplumsal Kalkınma
- Kadın ve Gençlik
- Medya
- Ortak Bir İnsan Hakları Örgütü Oluşturma Süreci

Her başlığın ayrı ayrı oturumlarda konuşulduğu yuvarlak masa toplantılarında ülkelere onar dakika söz verildi.

İslam dünyasının durumuyla ilgili her örgüt kendi bölgesindeki durumu anlattı. Sorunların bir bütün olduğu gerçeğinden yola çıkarak bu sorunların ortak hamlelerle çözülmesi noktasında fikir birliği oluşturuldu.

Yaşanan her zulme karşı ortak ve hızlı tavır alınması, bunun için uluslar arası aktif bir iletişim ağı oluşturulması kararlaştırıldı. Her örgüt kendi ülkesindeki kurumsal ilişkileri kullanarak medya ve devletler üzerinde oluşturacağı baskıyla sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapma kararı aldı.

Filistin ve Gazze’nin konuşulduğu toplantıda, Batılı ülkelerden gelen Müslümanlar, İskoçya Parlamentosunun bile Mısır’a Gazze kapısının açılması çağrısında bulunduğunu, ancak hiçbir İslam ülkesinin bu meselenin çözümü için çaba sarfetmediğini söylediler.

Mora'da Filipinler tarafından işgal altında tutulan müslümanlarla ilgili bir sunum yapıldı. O bölgeye yönelik duyarlılığın ve yardımların arttırılması için çalışmalar yapmak üzere mutabık kalındı. Bu mutabakat neticesi, MAZLUMDER heyeti olarak, dönüş için Kuala Lumpur'a gittiğimizde Mora Müslümanlarının temsilcisi ile görüştük ve konu ile ilgili bazı yayınları yaptık.

İslamafobi konusu da toplantıda ele alındı ve oluşan genel kanaat, bunun sadece batıda var olan bir korku değil, tüm dünyada yaşanan bir olgu olduğu, bunun belli merkezler tarafından üretildiği, İslam ülkelerinde laik kesimlerin de bu süreci desteklediği konuşuldu.

Laiklikle ilgili olarak gerçekleştirilen oturumlarda, bu kavramın kesinlikle İslam’la bağdaştırılamayacağı ve geçici İslami iktidarların bu sorunu çözmede yetersiz kaldıkları, bu sorunun daha gerçekçi bir şekilde ele alınması ve bu ikilemin sona erdirilmesi noktasında görüşler öne çıktı.

Bireysel ve kültürel kalkınma ile ilgili olarak Endonezyalı bir grup şu tespiti yaptı; İslam Dünyasında 40 milyon çocuk okuma yazma bilmiyor ve bu durumun telafi edilmesi için 10 milyar dolar gerekiyor. Ancak onca zengin ülke olmasına rağmen böyle bir çalışmaya kimse yanaşmıyor.

Sonuç olarak toplantıdan İslam dünyasının bütün bu sorunlarının çözümüne yönelik ortak bir İnsan Hakları Örgütüne ihtiyaç olduğu gerçeğinden yola çıkarak orada Universal Justice Network (Evrensel Adalet Ağı) adıyla bir yapılanma oluşturuldu.

Herkesin ulusal ve uluslar arası yapacağı çalışmaları bu çatı organizasyonla paylaşarak verimliliği artırması ve gerektiğinde ortak kampanyalar yürütülmesi ve çalışmaların değerlendirilmesi için yılda iki kez toplantıyı üstlenecek ev sahibi ülkede bir araya gelinmesi kararlaştırıldı.

Oluşumun sekretaryasına Malezya’dan Citizens International ve İngiltere’den Islamic Human Rights Commission seçildi. Türkiye’den MAZLUMDER’in katıldığı bu organizasyon, ilk olarak Gazze konusunda kampanya yürütme kararı alarak dağıldı. Kasım ayında Gazze kapısının açılmasına yönelik Mısır elçiliğine mektup gönderme kampanyası düzenlendi ve her kuruluş kendi ülkesindeki Mısır elçiliğine mektup gönderdi. MAZLUMDER’de hazırladığı mektubu Mısır Büyükelçiliği vasıtasıyla Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e gönderdi.

Toplantılar boyunca çeşitli vesilelerle MAZLUMDER’den çok şey beklendiği, Türkiye ve yakın coğrafyada inisiyatif alması gerektiği tarafımıza iletildi. Biz de bu konularda daha önce olduğu gibi bundan sonrasında da üzerimize düşen görevleri yapacağımızı beyan ettik.

Toplantıyı takip eden gün Penang'ı gezdik. Oturumlara verilen aralarda, otel lobisinde ve yemeklerde yaptığımız sohbetlerle kurduğumuz kardeşçe diyaloğu bu gezi esnasında oldukça pekiştirdik. Ülkelerimiz hakkında bilgi ve fikirlerimizi paylaştık.

Özellikle Endonezya heyeti ile güzel dostluk ilişkileri kurduk. Endonezyalıların Türkiye'ye yakın ilgisi görülmeye değerdi.

Gezi ertesinde dönüş için Kuala Lumpur'a geçtik. Burada bir gün kalarak, Petronas Kuleleri ile şehir merkezini biraz dolaştık. Geziyi bir gün uzatmamızın sebebi ise, hem yukarıda bahsettiğim Mora Müslümanları ile ilgili görüşme, hem de Malezya İslam Üniversitesi’ne yapılacak ziyaretti.

Malezya İslam Universitesi, "Bilginin İslamileştirilmesi" felsefesinden hareketle kurulmuş, dört dörtlük bir üniversite. İslam ilimleri de öğretilen üniversitede, İslami eğitim almayan öğrencilere de "Islamic Studies" adı altında dersler veriliyor. Mühendislik, Tarih, Sosyoloji gibi alanlarda okuyan öğrenciler de hem bazı İslami dersler alıyorlar hem de çalıştıkları alanı İslami bir paradigma ile ele alıyorlar. Öğrencilerle birlikte üniversitenin büyük mescidinde kıldığımız Cuma namazı da görülmeye değerdi doğrusu. Siyahî bir kardeşimizin, İngilizce ve Arapça olarak verdiği vaaz ve hutbe, farklı renklerde, kültürde müslüman gençlerin oluşturduğu azamet insana ümit ve sevinç aşılayan türdendi. Tüm dünyada saygın bir yeri olan, kuruluşunda Türkiye'nin de imza attığı, yönetim kurulunda Türkiye'den bir temsilcinin bulunduğu bu üniversitenin Türkiye'de denkliğinin olmadığını da belirtelim. Burada ders veren bazı Türk hocalar ile görüşüp son durağımız olan Üniversite’den ayrıldık ve havalimanına geçerek seyahatimizi neticelendirdik.



YAYIN BİLGİLERİKategori Adı MakalelerTarih 2009-06-22Yazar Taner Ayaz - Ahmet Zeli Olaş
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2035959

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari