Suriye İnsan Hakları Raporu

 

MAZLUMDER İstanbul Şubesi, Hama katliamının yıldönümünde "Suriye İnsan Hakları Raporu"nu açıklayarak Suriye'de yaşanan hak ihlalleri ile ilgili kamuoyunu bilgilendirdi.
 

2 Şubat 1982’de Hama’da büyük bir katliam gerçekleşti. Bu katliam yakın tarihimizin bölgemizde yaşanmış en acı olaylarından biridir. Bugüne kadar Hama katliamıyla ilgili yeterli bilgi elde edilememesinden dolayı, yaşanan bu üzücü olayla ilgili yeterli adım da atılamamıştır.

2 Şubat 1982 günü Hama’da başlayan bombardıman 21 gün ve gece boyunca sürmüş bu süre zarfında yaklaşık 40 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Saldırılardan sonra başlayan operasyonlarda 13-70 yaş arası erkekler şehirde tutuklanmış birçoğundan bir daha haber alınamamıştır. O günlerde gözaltına alındıktan sonra kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınamayan insan sayısı 20 binden fazladır. Operasyon sadece Hama’da değil, Suriye’nin tüm şehirlerinde gerçekleşmiş ve tüm ülkede büyük trajedilerin yaşanmasına sebep olmuştur. Olayların yaşandığı günler ve takip eden günler boyunca tüm ülkede ölen insan sayısı ise 70 bin civarındadır.

Katliamdan sonra 800.000 kişi ülkeyi terk etmek zorunda kalmış ve o gün ülkesini terk eden insanların bugünkü nüfusları yaklaşık 2 milyona ulaşmıştır. Halen diasporada yaşayan bu insanlar ülkelerine dönememektedirler. Hama olaylarının olduğu esnada henüz hayatta olmayan Hamalı ailelerin çocukları ve torunları da ülkelerine dönememektedir. Suriye yönetiminin uluslararası topluma bu kişilerin ülkelerine dönebilecekleri yönündeki açıklamaları uygulamada yerini bulmamış ve bugüne kadar geri dönen insanlardan yaklaşık 1000 kişi tutuklanmış ve halen hapiste bulunmaktadır.

21 gün süren olaylarda 38 cami, 2 kilise ve 52 eczane yıkılmış şehirdeki dükkânların tamamı yağmalanmıştır. Olaylarda Suriye askerleri tüm sivil yerleşim yerlerini basarak sivillerin can ve mal kaybına neden olmuştur.

Yaşanan katliamda Baascı Esad Rejiminin hedefi sadece Müslümanlar değildir. Şehirdeki Hıristiyan nüfus da benzer şekillerde saldırılara maruz kalmıştır.

Suriye’de halen yürürlükte olan bazı yasalar, ülkedeki hukuksuzlukların en önemli kaynağıdır. Olağanüstü hal yönetiminin halen geçerli olduğu ülkede uygulanmakta olan kanunlar, insan hakları ve uluslararası hukuka aykırı kanunlardır.

Halen yürürlükte olan insan haklarına aykırı ve çeşitli baskı unsurları içeren kanunlar şunlardır:
• Güvenlik Yasası ( 22 Aralık 1962)
• Devrim Koruma Yasası ( 17 Ocak 1965 )
• Devlet Güvenliğini Sağlama Yasası ( 14 Ocak 1969 )
• Askeri Mahkemeleri Düzenleyen Yasa ( 17 Ağustos 1967 )
• Devlet Güvenlik Mahkemelerini Düzenleyen Yasa (28 Mart 1968 )
• 13 Mart 1973’te kabul edilen Suriye Anayasası
• 49. Sayılı kanun ( 7 Ağustos 1980 )
• Devlet kurumlarında çalışmayı düzenleyen 39 Sayılı Kanun (15 Ağustos 1981)

Bu yasalar içerisinde en çok ihlale neden olan ise ‘49. Yasa’ olarak bilinen ve halen yürürlükte olan yasadır. ‘49. Yasa’ Müslüman Kardeşler Teşkilatına üye olmayı büyük bir suç olarak kabul etmekte ve bu kişileri idamla yargılamaktadır. Yasa gereği halen idamla yargılanan birçok Teşkilat mensubu idam cezası yerine müebbet, ağırlaştırılmış hapis ve çalışma yasağı gibi yaptırımlarla da cezalandırılmaktadır.

Suriye’de Kürtlere karşı da çeşitli siyasi sosyal ve kültürel baskılar bulunmaktadır. Kürtlere yönelik uygulanan kimlik ayrımcılığı ise tarihsel anlamda sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Suriye’de yaşayan yaklaşık 1,5 milyon Kürt’ten 350.000’den fazlası ülke vatandaşı sayılmamakta ve kendilerine verilen kimliklerde yabancı diye gözükmektedirler. Bu statüye sahip olan Kürtlerin seçme-seçilme, mülk edinme, devlet dairelerinde memur veya işçi olarak çalışma, devlet hastanelerinde tedavi görme ve seyahat etme gibi hakları mevcut değildir. "Ecanib” statüsünde olan Kürtler resmi nikâhla Suriye vatandaşlarıyla evlenemedikleri gibi, dini nikâhla yaptıkları evlilikler sonucu doğan çocuklar “Ecanib” statüsünden bile sayılmamakta ve “Maktumin” (kayıt dışı) statüsünde gözükmektedirler. “Maktumin” statüsünde olanların ise hiç bir kimlik kartları olmadığı gibi, nüfus kütüklerinde haklarında hiçbir bilgi yoktur. “Maktumin” statüsündeki çocukların okullara kayıt yaptırabilmesi için siyasi şubeden izin almaları gerekmektedir. İzin alma süreci ise çok meşakkatli olduğundan bu statüdeki çocuklar arasında okula gitme oranı çok düşüktür. Bu da, devletin Kürtleri eğitimsizleştirme politikalarından biridir. Ülkede Kürtler arasında “Ecanib” ve “Maktumin” statüsünde olanların toplam sayısı 350.000’i aşmaktadır.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, 2000 yılında iktidara geldiği ilk günlerden itibaren bu sorunu çözeceğini vaat etmiştir ama şu ana kadar herhangi bir gelişme olmamıştır. Suriye’de Kürtlere karşı uygulanan bu ayrımcı politika İnsan Hakları Örgütleri tarafından kaygıyla takip edilmekte ve ayrımcılığın bir an önce sonlandırılması talep edilmektedir.

Hâlihazırda Türkiye ile ilişkileri her geçen gün gelişmekte olan Suriye’nin uluslararası alanda kendine saygın bir yer bulabilmesi için, insan hakları alanında atması gereken önemli adımlar bulunmaktadır. Kürtlere yönelik ayrımcı politikaların sona ermesi; Müslüman Kardeşler Teşkilatı ile ilgili yasaların değiştirilmesi ve yurt dışında halen mülteci olarak yaşayan muhaliflerin dönüşünün önünün açılması; haksız tutuklama, işkence ve gözaltlılarla ilgili uluslararası hukuka uygun düzenlemeler ve reformlar yapılması gerekmektedir.

Yapılacak olan reformların ve atılacak adımların sadece sözde değil gerçekçi ve inandırıcı olması gerekmektedir. İnsan hakları alanında gerekli düzenlemeleri yaparak kendi iç unsurlarıyla barışan Suriye’nin, aynı zamanda bölge ve Dünya barışına da olumlu katkı sağlayacağı bir vakıadır. MAZLUMDER olarak hazırlamış olduğumuz Suriye İnsan Hakları Değerlendirme Raporu’nun; Suriye kökenli PKK mensuplarını affederek Türkiye’deki Demokratik Açılım sürecine katkı sağlayacağını ifade eden Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Demokratik Açılım’ı kendi ülkesinde de başlatmasını sağlayacağını umuyoruz.

MAZLUMDER, Suriyeli yetkililere:

• 49. Sayılı Yasa ve diğer insan haklarına aykırı yasaların yürürlükten kaldırılmasını ve bu yönde yargı reformu yapılması,

• Hapishane ve gözaltı merkezlerinin insan hakları örgütlerinin denetimine açılması,

• Hama ile başlayan süreçte bugüne kadar kaybolmuş kişilere ilişkin Suriye yönetiminin daha şeffaf politika izleyerek bu kişilere dair kamuoyunu bilgilendirmesi, ihlallerde başlıca rol almış sorumluların yargı önüne çıkarılması, mültecilerin geri dönüşünün sağlanmasını, maktullere iade-i itibar yapılması, mağdurlara ilişkin telafi edici işlemlerin yapılması,

• Savaş suçu ve insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmayacağı gerçeğini göz önünde bulundurulması, ulusal yargı mekanizmalarıyla adaletin tesis edilememesi halinde Ruanda ve Serebrenica örneklerinde olduğu gibi uluslararası seçeneklerin gündeme gelebileceğinin dikkate alınması,

• Kürtlere yönelik temel hakların iade edilmesi, vatandaşlık sorunun çözülmesi ve her türlü ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunuyor.
 

Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı

Suriye İnsan Hakları Raporu'na PDF Olarak Ulaşmak İçin Tıklayın

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt Dışı RaporlarTarih 2010-02-02
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2071368

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari