1964-2011 Türkiye'de ve Dünyada Başörtüsü Yasağı Kronolojisi

 

Ülkemizde başörtüsü yasakları neredeyse yarım yüzyıl kadar geriye giden kronik bir meseledir.

Şehirleşmeye bağlı olarak dindarlığın görünürlüğünün artması ile yarışmasız ortamda bahşedilmiş imkanları tüketenlerin yeni ortaklara duyduğu husumet, evrnesel standartları ve doğal vicdanı ayaklar altına alma pahasına ahlaksız bir keyfilikle bu yasak özelinde kendini dışa vurmuştur.

Özellikle yüksek öğretim alanında son onlu yıllarda çeşitli sebeplerle uygulanan, yine konjonktüre bağlı olarak serbest bırakılan ve son olarak 28 Şubat süreciyle zirveye çıkan başörtüsü yasaklarının sona erdirilmesine ilişkin geçen bunca zamana rağmen maalesef somut bir adım atılamamıştır. Yasağın kalktığı üniversitelerin birçoğunda fiili bir durum oluşturularak başörtüye serbestlik tanınırken, konu yasal ve anayasal bir hak olarak henüz ele alınmamıştır. Yasağın ilköğretim ve orta öğretim boyutu ile ilgili ise henüz atılmış bir adım bulunmamaktadır. Seçim öncesi başörtülü aday tartışmaları yaşanmış, ama “bu kadına haddini bildirin” haykırmalarının yankısı duvarlarına sinmiş olan Meclis’te halihazırda başörtülü bir vekilin bulunmuyor olması ülkede milyonlarca örtülü kadının temsiliyet hakkının gasp ediliyor olması gerçeğini değiştirememiştir.

Çalışma hayatında ve sosyal hayatta halen başörtülü kadınlara yönelik yasakçı ve ayrımcı uygulamalar devam etmektedir.

Türkiye’de din ve vicdan hürriyeti alanında yaşanan en önemli sorun; başörtüsünün her ne gerekçe ile olursa olsun sürdürülüyor olmasında kaynaklanmaktadır. Başörtüsünün çalışma hayatındaki bazı özel ve resmi kurumlarda yasaklı olması, başörtülü kadınları eğitimlerini aldıkları alanlarda çalışmak yerine ya eve hapsetmekte ya da seçeneksizlikten bazı özel sektör kurumlarına mahkum etmektedir. Bu da, düşük ücret, görünür olmayan yerlerde çalıştırılma veya eğitimlerini aldıkları alanlar yerine niteliksiz işgücü olarak çalıştırılma gibi emek piyasasında bir başka haksızlığa yol açmaktadır.

Bu durum evrensel hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin bugüne dek imzaladığı uluslararası anlaşmalara aykırıdır. Başörtüsü, temel hak ve özgürlüklerden olan ifade özgürlüğü kapsamına girer; eğitim hayatı ya da iş hayatında kıyafetten dolayı yaşanan hak kayıpları insan hakları ihlalidir. Kamu güvenliği ve genel ahlak gibi zorunluluklar dışında kimsenin ifade özgürlüğü tartışılamaz. Genel ahlak, zamana ve zemine göre toplumun normalini ifade eder ve elbette değişkendir. Bir ifade, bu iki kısıtlayıcı duruma takılıyor ise, ancak yasa kudretinde bir tedbirle ve tayin edilmiş bir zaman için olmak koşuluyla ertelenebilir. Eğitim hayatında ya da iş hayatında yüzü tamamen örtecek ve kişinin tanınmasını engelleyecek giysi kullanılmayacağı gibi plaj kıyafeti de giyilemez. Kıyafet kişinin kendini ifade biçimidir, estetik tercihidir ve kimseyi ilgilendirmez. Kamu idaresi bazı mesleklerin icrası için inanç ve ifade özgürlüğünü kısıtlamamak koşuluyla üniforma tayin edebilir. Bu yaklaşımın bir gereği olarak, “kamuda hizmet veren kimse kendi sübjektif tercihine uygun kıyafet giyemez, bu onun tarafsızlığını bozar” savını akıl dışı buluyoruz. Bir başka ifade ile, başını örtenler başını açanlara tarafsız davranamazlar demek, zımnen, başını açanlar başını örtenlere tarafsız davranmıyorlar demektir. Bu elbette hastalıklı bir yaklaşımdır. Kısacası, gerek eğitim hayatında gerekse de istisnasız tüm çalışma hayatında hem özgürlükleri hem de sosyal barışı korumanın yolu inanç ve ifade özgürlüğünü esas almaktan geçer.

Av. Fatma Benli’nin hazırlamış olduğu, 1964’ten başlayarak günümüze dek başörtülü kadınlara yönelik ihlal kronolojisi; gündelik birçok tartışmaların içerisinde başörtüyle ilgili mağduriyetlerin halen devam ettiğini, mağduriyetlerde yaşanan görece azalmanın bireysel birçok örnekle halen mevcut olduğunu ve sorunun bir an önce kalıcı çözüme kavuşturulması gerektiğini bir kere daha göstermiştir.

Bu rapor vesilesiyle yeni anayasa tartışmalarının yapıldığı bugünlerde, başörtüsü alanında halen yaşanmakta olan ihlallere dikkat çekmek istiyor ve sorunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını talep ediyoruz.

Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı

- 1964-2011 Türkiye'de ve Dünyada Başörtüsü Yasağı Kronolojisi Kitabını PDF Olarak İndirmek İçin Tıklayın-

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2011-12-23
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2097152

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari