Alevilere Yönelik Ayrımcılık Raporu

İnsanoğlunun yeryüzündeki serencamı bir yönüyle varoluşsal çatışmaları içerirken bir yönüyle de bitmez tükenmez bir adalet-zulüm çatışması şeklinde okunabilir. Aynı eksende birey ve toplumun öncelikli hedefi insanlık tarihinin en kadim meselelerinden biri olan adaleti tesis etmek olmuştur. Adalet-zulüm ikilemindeki en başat meselelerden biri ise bugün ayrımcılık olarak tanımladığımız, insana (veya bir insan grubuna) sahip olduğu öz nitelikler sebebiyle haksız muamele edilmesi olmuştur. Bu sebepledir ki ayrımcılık günümüzün de üzerinde en çok tartışılan sorunlarından biridir. Önyargıların tutumlara dönüşmesiyle oluşan ayrımcı uygulamalar her şeyden önce insanlık onuruna zarar vermekte ve bu nedenle yasalar çerçevesinde kınanması gereken bir hal almaktadır.

Bu çalışma insanlık onuruna yaraşır bir yaşam sürdürülmesi idealiyle hareket eden Mazlumder İstanbul Şubesi Ayrımcılık Komitesi’nin 2014-2015 yılları arasında yaptığı çalışmaların bir çıktısıdır. Ayrımcılık üzerine yapılan okumalar ve komite içi tartışmalardan sonra Alevilere Yönelik Ayrımcılık üzerine çalışılmış ve bu çalışmanın Aleviliğin tarihi, tanımlanması vb. tartışmalarından uzak durularak, yalnızca Alevi vatandaşların yaşadığı sıkıntıları dile getirebilecek bir saha çalışması olarak planlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul’da bulunan yaklaşık 10 Cemevinin önceden aranıp randevu alınması suretiyle, görüşmeyi kabul eden 17 katılımcının kendi kişisel deneyimleri, yarı yapılandırılmış bir form eşliğinde konuşulmuş ve bunların nitel araştırma yöntemleri bağlamında değerlendirilmesiyle çalışma oluşturulmuştur.

Rapor iki kısımdan oluşmaktadır; ilk kısımda ayrımcılığın hukuksal boyutunu ele alarak temel kavramları verirken sonraki kısımda çalışma verileri ve analizi ile sonuçlardan oluşmaktadır.

Türkiye’de Alevilerin maruz kaldıkları ayrımcılığın kısa tarihçesinden sonra, katılımcılarla yapılan görüşmeler sonucunda alınan bilgiler analiz edilmiştir.  Veriler ayrımcılığın deneyimlenmesi,  yasal talepler, ayrımcılığın sebep ve kaynakları olarak kategorilendirilmiş ve bu kategoriler alt başlıklara ayrılmıştır.

ÇÖZÜM VE ÖNERİLER

Alevilik meselesinde ortaya koyulan sorunlar ve bunlara getirilen çözümler her ne kadar Alevi kimliği ile ilişkili müşahhas bir soruna işaret ediyor gibi görünse de esasında meselenin tamamının ideolojik anayasa ve devletin anayasaya paralel yürüttüğü politikalar kaynaklı olduğu ve tüm dini ve etnik problemlerin birbiri ile ilişkili olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Aksi halde ne Alevilik ne de diğer sorunlarımıza sahici çözümler üretilebilmesi mümkün değildir.

Dindar Sünni Müslümanları, Kürtleri, Arapları, Ermeni, Rum, Süryani ve diğer inanç ve etnisite mensuplarını zulme maruz bırakan siyasal, hukuki ve kültürel etmenler Aleviler için de geçerlidir. Dolayısı ile Alevilik meselesi çerçevesindeki sorunlar ve çözümleri üzerine tek tek bir analiz yapmadan evvel insan hakları ve hürriyetler bağlamında radikal ve kapsamlı bir takım “inkılaplar” yapılmadan gerçek anlamda bir toplumsal barışın sağlanamayacağını öncelikle vurgulamak gerekmektedir.

Alevi meselesinde bizim bu çalışmamamızda da gördüğümüz üzere talepler,   sorunu Aleviler ve devlet bağlamında ele almaktadır ve devletin yapacağı bazı reformlarla sorunun çözülebileceği düşüncesi hâkimdir. Hâlbuki sorunun göz ardı edilen asıl önemli kısmı Alevilik ile ilgili toplumsal ön yargı ve negatif tutumlardır. Bir yönüyle Alevilik karşıtlığı hatta Alevilik nefreti diyebileceğimiz bu tutum Alevi-Sünni kardeşliğine dair yapılagelen hamasi ve yüzeysel nutuklarla yok sayılmaya çalışılsa da varlığı yadsınamaz bir gerçekliktir.

Toplumumuzda siyasal maksatlarla tahrik edilmiş veya körüklenmiş de olsa Aleviler ve Aleviliğe dair derin negatif algı görmezden gelinerek meselenin sadece devlet ve Aleviler arasında sayılıp bir takım yasa ve reformlar ile halledilebilmesini beklemek sorunun derinleşerek ilerlemesinden başka bir netice vermeyecektir.

Devlet bir yandan Alevilerin önündeki ibadethane, örgütlenme, eğitim vb. problemleri yasal düzenlemelerle çözmeye çalışırken öte yandan sivil toplum örgütleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve kanaat önderleri ile topyekün bir “birlikte yaşama” bilinci inşaası için gayret sarfetmelidir. Özellikle dindar kesimlerde, dini kanaat önderleri ile birlikte Aleviler ve Alevilik ile ilgili ön yargı ve olumsuz inançların izalesi ve Alevi-dindar müslüman ilişkilerine dair bir Alevi-Sünni fıkhının yazılması elzemdir. Aleviler ile evlilik, ticaret, yemeklerinin yenmesi, iş verme, işinde çalışma, arkadaşlık ve dostluk, kul hakkı vb. konuların dini bir çerçevede değerlendirilerek ön yargı ve geleneklere bırakılmadan insani ve adil bir dini anlayış inşaa edilmelidir. Aksi halde Alevilerin devlet kaynaklı sorunlarının çözülmesi onların toplum içinde kendilerini huzurlu ve barışık hissetmelerini temin etmeyecektir

Rapora PDF Formatında Ulaşmak İçin Tıklayınız

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2015-12-31
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2071374

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari