BANDIRMA KAPALI

 







BANDIRMA KAPALI
CEZAEVİ
RAPORU



Hazırlayan

Av. Zayim BİLİR
Av. Muhittin KAYGUSUZ














Bandırma Kapalı Cezaevi Raporu


Konu :Bandırma Kapalı Cezaevinde bulunan, “İslami Hareket Davası” sanıklarının talebi ile cezaevi koşulları, yapılan direniş eylemi hakkında inceleme yapmak ve bilgi toplamak

Olaya Müdahale
Tarihi :24/25.03.1997

Şahısların
Adı/Soyadı :Rıdvan Çağrıcı, İrfan Çağrıcı, Mahmut Uyan, Sait Değer, Abdüsselam Durmaz, Mehmet Kamaç, Murat Bozdemir, Tamer Aslan, Ekrem Baytap, Şevket Baytap, Ahmet Şat, Erdoğan Millioğlu, Yılmaz Keyfi, Ümit Kaya

Açıklamalar

1. 21.03.1997 tarihinde Bandırma Kapalı Ceza ve Tutukevinde bulunan tutuklu-hükümlülerden Ekrem Baytap’ın eşinin derneğe müracat ile; “Bandırma cezaevinde tutuklu ve hükümlü bulunan İslami Hareket Davası tutuklularının, cezaevindeki gayri insani uygulamalar sebebiyle eylem yapmakta olduklarını” bildirmesi üzerine, konunun tarafımızdan tetkiki ile Bandırmaya gidilerek, Cumhuriyet Savcısı, cezaevi idaresi ve adı geçen şahıslar ile görüşülmesi istenilmiştir.
2. Aynı gün Bandırma Cezaevi’ne ve Cumhuriyet Savcılığına telefon edilmiş, ancak cumhuriyet savcısı ile görüşme imkanı olmamıştır.Cezaevi idaresi ile yapılan görüşmede, “herhangi bir eylem veya olayın olmadığı” ifade edilmiş, hafta sonu görüşmenin mümkün olmadığı, Pazartesi görüşülebileceği belirtilmiştir.
3. 24.03.1997 tarihinde Bandırma Cezaevine gidilmiş, görüşme talebinde bulunulmuştur. Cezaevi Müdürlüğü’nce ne tutuklulular, ne de kendileri ile taleplerimize olumlu cevap verilmemiş ve Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşmemiz gerektiği belirtilmiştir. Cezaevi girişinde görüşülen gardiyanların herhangi bir olay olmadığı, bir kısmının ise cezaevinde eylem olduğu şeklinde konuşmaları sebebiyle; cezaevinde idarece gizlenmek istenen bir durum olduğu kanaati ile, tutukluların sağlığı ve hayatları konusunda endişeler oluşmuştur.
4. Cumhuriyet Başsavcısı Celal Keser ile yapılan görüşmede ise “tutukluların 18.03.1997 Salı günü kendisine bir takım talepler ilettiklerini, bunların kabul edilmemesi üzerine de , 21.03.1997 Cuma günü saat 16:00’dan itibaren eyleme başladıklarını; bulundukları 3. Koğuşun kapasını kapattıklarını, barikat kurarak içeriye girişi engellediklerini, sanıkların dışarıya çıkmadıklarını, kendisinin de kapı aralığından görüşebildiğini, şu ana kadar herhangi bir müdahale bulunulmadığını, durumlarının iyi olduğunu, içeriye yemek verilmekte olduğunu, tutukluların açlık grevi yapmasının şu anda söz konusu olmadığını, koğuştan çıkarak ziyaret mahaline gelmeyi kabul etmedikleri için kendileri ile görüşmemin mümkün olmadığını, ancak tutukluların vekaletnamesine haiz bir avukatın gelmesi halinde (koğuşların bulunduğu bölgeye) içeriye alınarak görüşmenin sağlanabileceğini” belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcısı’na tutukluların ailelerinin talebi üzerine ve sırf bu konuyu incelemek, bilgi almak için geldiğimi, görüşme temin edilirse, belki idare ile tutuklular arasında diyalog kurulmasına da yardımcı olabileceğimi belirtmememe rağmen, talebimi kabul etmedi.
5. Bu görüşme üzerine İstanbul’daki tutukluların avukatları ile temasa geçilerek tevkilen vekaletnameleri alınmış ve faks ile alınan sureti savcılığa ibraz edilerek görüşme talebi yinelenmiştir. Ancak vaktin geç olması sebebiyle ertesi gün görüşmenin mümkün olabileceği belirtilmiştir. Ertesi gün Cumhuriyet Başsavcısı ile cezaevine gidilmiş ve tutuklular ile görüşülmüştür. Tutukluların bulunduğu 3. Koğuşun kapısı arkasına, içerideki yatak, dolap vs. gibi eşyalar ile barikat kurarak girişi kapatmış oldukları, bu barikat üzerinde beklemekte oldukları, içeriye giriş-çıkışın mümkün olmadığı görülmüştür. Kendileri ile, demir parmaklıklı kapı arkasından görüşme-konuşma imkanı bulunabilmiştir.
6. Bu görüşmede, daha önce savcılığa ve cezaevi idaresine iletilen ve eylemlerine sebep olan taleplerini aşağıdaki şekilde ifade etmişlerdir.

Tutukluların Talepleri

1. 15 yaşına kadar çocukların açık görüş yaptırılması ve koğuşa da alınması ; Tutuklular, daha önce cezaevi idaresi ve savcılık ile karşılıklı görüşme ile varılan mutabakat sonucunda, 10 yaşına kadar çocukların tutuklu olan yakınları ile açık görüş yapmaları ve koğuşlara girmelerinin kabul edilmiş olduğunu, bu uygulama çerçevesinde yaşları 16-17 olan bazı çocukların bile koğuşlara girmesine izin verildiğini, bundan dolayı şu ana kadar herhangi bir porblem çıkmamış olmasına rağmen, bir süreden beri idarenin tek taraflı olarak bir karar ile bu uygulamadan vazgeçtiğni, şu anda hiçbir şekilde çocuklara açık görüş yaptırılmadığını ve koğuşlara alınma hadisesine de izin verilmediğini belirtmiştir. BU sebeple böyle bir talepte bulunarak, eski uygulamanın yeniden yürürlüğe girmesini talep etmektedirler. Cumhuriyet Savcısı ise, böyle bir görüşme ve koğuşa alma olayının hiçbir zaman olmadığını, tutukluların 3713 sayılı kanun nedeniyle açık görüşme yapmalarının hukuken mümkün olmadığını, dolayısıyla kendisinin böyle bir izin veremeyeceğini ve taleplerini kabul edemeyeceğni belirtmiştir. Tutuklular ile tekrar yapılan görüşmede, bu beyanın doğru olmadığını, taleplerinin daha önce mevcut olan ve tek taraflı bir şekilde kaldırılan uygulamayı yeniden istemekten ibaret olduğunu, ayrıca bu uygulamanın siyasi tutukluların bulunduğu tüm cezaevlerinde mevcut olduğunu belirtmişlerdir.
2. Koğuşlar arası ziyaretleşme imkanı tanınması, cezaevinde adli mahkumların yanısıra, başka davalardan yargılana n müslüman siyasi tutukluların bulunduğu, bu tutuklular ile önceden koğuşlar arası ziyaret ve gidiş gelişe imkan tanınmakta olduğunu, bunun da ne tutuklular arasında, ne de cezaevinde herhangi bir probleme yol açmadığını, ancak idarenin bir süreden beri bunu tek taraflı bir şekilde yasakladığını, bu konudaki taleplerinin de belirli bir düzen ve program dahilinde (bu düzenlemenin diyalog ile belirlenebileceği) diğer koğuşlar ile görüşme ve ziyaret imkanının tanınmasını, bu uygulamanın tüm cezaevlerinde bulunduğunu, yani taleplerinin eski uygulamanın devamını istemekten ibaret olduğunu belirtmişlerdir. Cumhuriyet Savcısı ise koğuşlar arası ziyaret ve gidip gelmelerin mevzuatta imkanı bulunmadığını, ancak Ramazan ayında insani bir uygulama ile karşılıklı gidiş-gelişlere imkan tanındığını, koğuşların ziyaret ve iftar programı düzenlediklerini, bu uygulamayı bayramlar vs. gibi özel zamanlarda tekrar yapabileceklerini, ancak sürekli devam edecek bir uygulamayı kabul edemeyecekleri belirtmiştir.
3. Bayan mahkumların ziyaret mahalli aynı zamanda bayan gardiyanların odası olduğundan, ayrı bir ziyaret mahalli temin edilmesi veya ziyaret mahallinde ziyaret süresince gardiyan bulunmaması, cezaevinde iki bayan müslüman siyasi tutuklu bulunmaktadır. Birisi İBDA-C davasından tutuklu olup, diğeri İslami Hareket Davası tutuklusu ve yine diğer koğuşta bulunan Tamer Aslan’ın eşi ve Cevriye Şen’dir. Bayan tutukluların ziyaretçiler ile ayrı bir görüşme mahali bulunmamakta olup, bayan gardiyanların odasında görüşmenin yaptırıldığı tutuklular ve savcı tarafından belirtilmiştir. Tutuklular görüşme esnasında odada gardiyan bulunmamasını, ziyaretin rahatça yapılabilmesi ve konuşulabilmesi açısından talep etmektedirler. Savcılık ise, ayrı bir mahal tayin etme imkanlarının bulunmadığını, gardiyanları da ziyaret süresince odadan dışarı çıkaramayacaklarını, bu sebeple böyle bir şikayetin mevcut olduğunu kabul etmektedir.Ancak tutukluların eyleminden sonra idare tarafından bu konuda çözü arayışına gidilmiş olup, savcılık tarafından bu konuda çalışmalar olduğu, halen bir koğuşun havalandırması olan mahalin bölünüp, ayrı bir bayan görüşme mahali olarak tahsis edilebileceğini, bu şekilde bu problemin çözülebileceği ifade edilmiştir.
4. Bayan siyasi tutuklu Cevriye Şen ile görüşme hususunun talepleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesi ve görüşmelerin tüm tutuklular için serbest olması, tutuklular , aynı cezaevinde kalan ve aynı davadan tutuklu olan içlerinden Tamer Aslan’ın eşi Cevriye Şen ile görüşmelerinin belirli bir program ve düzen dahilinde serbest olmasını ve (davalar ile ilgili konuları görüşmek için) tüm tutukluların yine belirli bir düzen dahilinde görüşme yapabilmesi imkanının tanınmasını talep etmektedirler. Bu amaçla idareye verdikleri talepte ;
• Perşembe günleri, Sabah 8:30’dan ziyaretçiler gelene kadar
Akşam 17:00’den 22:00’ye kadar
• Pazar günleri, Gündüz 09:00’dan 15:30’a kadar
• Diğer günler, Akşam 17:00’dan 22:00’a kadar, şeklinde düzenlenmesini talep etmişler, ayrıca bu görüşme taleplerinin prensip olarak kabul edilmesi halinde, düzenleme ve programın karşılıklı diyalog ile belirlenebileceğini ifade etmişlerdir. Cumhuriyet savcısı ise , Cevriye hanımın, eşi Tamer Aslan ile görüşmesi için belirli günler ve belirli saatler dahilinde izin verilmekte olduğunu, bu görüşmede gerektiğinde diğer tutukluların da(bir-iki kişi) bulunmasına müsamaha ettiklerini, ancak tüm sanıkların birden görüşmesini ve sürekli bir hak olarak algılanacak bir uygulamayı kabul edemeyeceklerini belirtmiştir.
5. Sınavlara gidiş geliş masrafı olarak talep edilen paranın idarece karşılanıp, kendilerinden talep edilmemesi, tutukluların bazıları Açık Öğretim Fakültesi ve bazıları da Açık Öğretim Lisesi öğrencileridir. Bu sebeple zaman zaman imtihanlara gidip gelmektedirler. Daha önce bu gidiş gelişler için tutuklulardan herhangi bir talepte bulunulmaz iken, bir süreden beri, tutuklulardan gidiş geliş masrafları için para talep edilmekte olduğunu, bunu kendilerinin vermek istemediklerini, idarenin kendilerinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduğunu, bunu da idarenin karşılaması gerektiğini belirtmişlerdir. Cumhuriyet Savcısı ise, bu paranın tutuklular tarafından karşılanması gerektiğini ifade etmiş, ancak mali durumları uygun değil ise dilekçe vermeleri halinde bunun ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonundan karşılanabileceğini, bunu kendilerine söylemesine rağmen dilekçe yazmayı reddetiklerini belirtmiştir.
6. Teyp, kepçe ve kevgir verilmesi, tutuklular ve Cumhuriyet Savcısı bu taleplerin eylem başladıktan sonra karşılandığını ifade etmişlerdir.
7. Kavanoz, kolonya, parfüm ve deodorantların serbest olması, tutuklular, cezaevine gelen kavanoz içindeki yiyeceklerin önceden serbestçe alındığını, cezaevi kantininde de halen kavonoz içinde yiyecek satılmakta olduğunu, kavanozların cezaevine girmesinde bir sakınca olmadığını, şimdiye kadar bundan kaynaklanan bir hadise olmamasına rağmen idarenin dışarıdan gelen kavanoz içindeki yiyeceklerin askerler tarafından naylon torbalara boşaltılarak kendilerine verildiğini, bu yapılırken bir çok yiyeceğin aynı torbaya konulduğunu ve karıştırıldığını belirtmişlerdir. Yine önceden cezaevine kolonya, parfüm, deodarant, traş losyonu vs.nin de serbestçe alındığını, hiçbir probleme sebep olmamasına rağmen yasaklandığını, eskisi serbest olmasını, ayrıca şu anda kolonyanın yasak, traş losyonunun serbest olduğunu, bu uygulamanın bile yasaklamanın anlamsızlığını gösterdiğini belirtmişlerdir. Cumhuriyet Savcısı ise, içeriye kavanozlu yiyeceklerin alınmasına izin verebileceklerini, ancak kolonya vb. mamüllerin cezaevine alınmasının yönetmelik gereği yasak olduğunu, buna izin veremeyeceklerini belirtmiştir.
8. Sivri ucu kırılarak küçük boy bir bıçağın alınması , koğuşta yemek yapmak vs. ihtiyaçlarında kullanmak üzere, sivri ucu kırılmak suretiyle küçük boy bir bıçağın verilmesini talep etmektedirler.Cumhuriyiet Savcısı tarafından, kendisine dışarıdan bu vasıfta bir bıçağın getirilmesi halinde kontrol edip, uygun görmesi halinde içeriye verebileceğini belirtmiştir.
9. Aramalar sırasında koğuşun ve eşyaların dağıtılmaması, tutuklular 15 günde bir yapılmakta olan mutad aramalar ile, belirli zamanlarda yapılan aramalarda, aramayı yapan askerlerin çok sorumsuz ve sert davrandıklarını, koğuş içini yatakları gereksiz bir şekilde dağıttıklarını, kendilerinin hiçbir müdahalede bulunmamasına rağmen çok sert ve kendilerini taciz edici bir şekilde davrandıklarını belirtmişler ve aramalar esnasında daha titiz, insanca bir tavır sergilenmesini talep etmişlerdir. Cumhuriyet Savcısı ise, aramalarda yatakların ve koğuş içinin dağıtılmasının normal olduğunu, ayrıca son iki aramada şikayet edilen hususların olmadığını, bu konunun diyalog ile ve askerlerin uyarılması ile çözülebileceğini söylemiştir.
10. Tutuklular ile yapılan görüşmelerde, taleplerinin bir kısmının insani ve basit talepler olduğunu, bunların bile kendilerine verilmediğini, verilmek istenmediğini, ancak eylem yaptıktan sonra bir kısmının kabul gördüğünü, bir kısmının ise daha önce mevcut, uygulanan ve hiçbir probleme kaynak teşkil etmeyen hususları içerdiğini, bu konudaki haklarının tek taraflı ve keyfi bir şekilde ellerinden alındığını, bu haklarını tekrar talep etmekten başka bir arzuları olmadığını belirtmişlerdir. Taleplerini içeren hususların, bugün ülkede pek çok cezaevinde uygulanan hususlar olduğunu, kendilerinin de bu haklardan faydalanmak istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca cezaevi yönetimi ve savcılık tarafından, aynı davadan yargılanmakta olup, kendileri ile aynı koğuşta kalmakta olan arkadaşlarının sevk edilip, sayılarının azalmasından sonra kendileri üzerinde bir baskı kurulmak istendiğini, sindirilmek istendiklerini, bu amaçla da en küçük istek ve arzularının bile karşılanmadığını, böylece bu eylemi yapmaya mecbur kaldıklarını belirtmişlerdir.
11. Cumhuriyet Savcısı ise, taleplerinin bir kısmının kabul edilemez olduğunu, zaten kendi yetkisinde olmadığını, konuyu bakanlığa intikal ettirdiğini, gelecek emir doğrultusunda hareket edeceğini belirtmiştir. Ayrıca burasının küçük bir cezaevi olduğunu, tutukluların taleplerindeki hususların diğer cezaevlerinde mevcut olabileceğini, eğer tutuklular böyle bir cezaevine nakil talep ediyorlarsa, kendilerine yardımcı olarak, konuyu bakanlığa iletebileceğini belirtmiştir. Ancak tutuklular, kendilerinin başka cezaevine sevk taleplerinin bulunmadığını, burada insanca bir yaşama ortamı sağlanarak kalmayı arzuladıklarını belirtmişlerdir.
12. Yapılan incleme ve görüşmelerde, cezaevi idaresinin tutukluların ihtiyaç ve taleplerinin karşılanması hususunda gayret içinde olmadıkları, gerek içerideki tutuklulara gerekse ziyarete gelen avukat ve yakınlarına azami güçlüğü çıkardıkları görülmüştür. Önceden telefon edip bilgi alarak gitmeme rağmen, tutukluları ziyaret etmeme izin verilmediği gibi, cezaevi müdürü ve müdür yardımcıları hiç olmazsa kendileri ile görüşüp tutukluların durumu hakkında bilgi alma talebime bile olumlu cevap vermemişler, beni içeri almadıkları gibi, kendileri de dışarı çıkmamışlardır. Cezaevi idaresinin; tutukluların sağlığı ve hayati endişelerini gidermek için bir avukat ile görüşme konusunda bile böyle sorumsuz ve ilgisiz kalmaları, sağlıklı bir diyalog kurarak cezaevinin idaresi ve mevcut problemlerin çözülerek eylemlerin sona ermesinde başarılı olamayacaklarını göstermektedir.
13. Cumhuriyet Başsavcısı ise, yapılan görüşmede olumlu bir tavır göstermiş, diyalog kurularak problemlerin çözümü ve eylemlere son verilmesini temin etme gayreti içinde görülmüştür. Ancak eylem başladıktan sonra gösterilen bu tavır, daha önce mevcut olsa ve cezaevi idaresinin de bu şekilde davranması temin edilse idi, belki de problem çıkmayacak, eylem söz konusu olmayacaktı. Örneğin, ucu kırılmış bıçağın verilmesi, kepçe, kevgir verilmesi gibi en basit ve insani ihtiyaçlar bile eylem yapılarak ulaşılan bir sonuç olmuş, tutuklular adeta eyleme teşvik edilmiştir. Ayrıca mevzuatta dayanağı olmaması, hiçbir mantiki gerekçesi ve başka yerde benzeri bir uygulama bulunmamasına rağmen, tutuklular ile görüşmeye gelen avukatlardan vekaletname talep edilmesi de Cumhuriyet Başsavcılığı’nın şahsi ve keyfi bir tasarrufudur. Bu uygulamanın keyfi ve anlamsız bir uygulama olması sebebiyle kaldırılması için ilgili makamlara intikal ettirilmesi gerekmektedir. (Tarafımdan bu konu İstanbul Barosu ve Adalet Bakanlığı’na iletilecektir. Ancak derneğimizin de bu konuda girişimlerde bulunması faydalı olacaktır.)w
14. Tutukluların bazı taleplerinin Cumhuriyet Savcılığınca kabul edilmemesi ve tutukluların da taleplerinden ve eylemlerinden vazgeçmemeleri sebebiyle, cezaevinde her an istenmeyen hadiseler meydana gelebilir. Olayın kısa sürede sonuçlanmaması halinde, şu anda bir koğuşta devam eden eylem (diğer bir koğuşta bunlara destek için aynı direnişe başlamıştır) tüm cezaevine yayılması ihtimali de mevcuttur. Özellikle, tutuklular ile sağlıklı bir diyalog kurulup, asgari konularda anlaşma temin edilme yoluna gidilmeyerek , müdahele edilmesi halinde, cezaevinde istenmeyen ve sonradan telafisi mümkün olmayan hadiseler meydana gelebilecektir. Bu sebeple, konunun Adalet Bakanlığı, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı ve Cezaevi İdaresi nezdinde takip edilerek, gerekli önlemlerin alınmasının sağlanması ve problemlerin herkesi memnun edecek bir surette çözümünün sağlanması gerekmektedir.









YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 1997-01-01
OHAL Raporu
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mah. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 2594142

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari