Anti-Siyonist Yahudi Caz Sanatçısı Gilad Atzmon: “Hepimiz Filistinliyiz!”

Filistin’de yaşananları gördükten sonra “kendini sürgün ederek” Londra’ya yerleşen anti-Siyonist Yahudi Caz Sanatçısı Gilad Atzmon MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. 

Toplantıda açılış konuşmasını yapan Cüneyt Sarıyaşar, 1948’de fiziki olarak başlayan kadim bir sorun olan Filistin meselesi için bir araya geldiklerini söyleyerek; “Bugün aramızda Filistin halklarından bir Yahudi olan, İsrail vatandaşı olarak dünyaya gelen Gilad Atzmon var. Atzmon kendi bilincini oluşturduktan sonra Filistin meselesi ile ilgili, İsrail ve gerçekliklerine karşı ciddi eleştiriler getirerek sesini duyurdu. Atzmon, Nakba’dan sonraki süreci etnik bir temizlik, Siyonist ideolojiyi ise anti-Semitik bir ideoloji olarak nitelendiriyor. İçinde bulunduğumuz günler ise İsrail’in sözde barış görüşmelerini sürdürürken 4-5 metre duvarları örmeye devam ettiği, hapishanelerde tutsaklara zulme, sokakta, evlerinde, tüm Filistinlileri göçe zorlamaya devam ettiği günler. Biz burada, Filistin’de barışın, işgal güçlerinin gerçek anlamını dünya kavramadan gerçekleşmeyeceğini söyleyeceğiz” dedi.
 
Daha sonra Gilad Atzmon’un Göçebe Kimlik adlı kitabını Türkçe’ye çevirerek yayınlayan Mana Yayınları’nın Sahibi Latif Kınataş kısa bir konuşma yaptı. Kınataş, “Toplumların yaşadıkları acıları tarihe tanıklık edecek şekilde yazmış olan yazarların eserlerini yayınlamayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Atzmon’un İsrail asıllı biri olarak Gazze’deki zulme duyarlı olması bizim dikkatimizi çekti. Göçebe Kimlik sadece Filistin değil, dünyada son yıllarda yaşananlara da ışık tutacaktır” dedi.
 
Kınataş’ın ardından FİDDER (Filistin Dayanışma Derneği) Başkanı Muhammed Mişeniş söz aldı. Muhammed Mişeniş, “Topraklarından çıkarılmış, toprakları gasp edilmiş bir halktan bahsediyoruz. Filistin’de insanlar kimliksiz yaşıyor. Kudüs üzerinde bazı planlar var. Mesela Burak Duvarı’nın ismini değiştirerek Ağlama Duvarı yaptılar. Kudüs’te birçok ismi değiştiriyorlar. İşgalciler Kudüs’te ne Müslümanlığa ne de Hıristiyanlığa saygı gösteriyorlar. Gazze ise dünyanın en büyük açık hava hapishanesi. Bu hapishanede 1 milyon 700 bin insan yaşıyor. Batı’daki insanlar Kurban bayramında Müslümanları suçlayarak hayvan hakkını çiğnediklerini söylüyorlar. Filistin’de her gün Filistinliler öldürüldüğü, kan aktığı halde Batı’da kimse buna ses çıkarmıyor, gözlerini ve kulaklarını kapatıyorlar. Biz özgürlüğün yolundan gidiyoruz ve yolumuza devam edeceğiz. Bugünlerde İsrail’de Filistin’in işgalinin yıldönümünü kutluyorlar. Bu bizim için Nakba, yani felaket günüdür” dedi.
 
Gilad Atzmon ise İsrail devletinin kendisini bir Yahudi devleti olarak tanımladığını, Davut yıldızını, uçaklarda, tanklarda vs. birçok alanda sembol olarak öne çıkardığını belirterek “Bu noktada Yahudilik nedir onu anlamak gerekiyor. Göçebe Kimlik kitabımda da yapmaya çalıştığım şey bu. Ben insan olarak Yahudiler diye bir kategori tanımlıyorum, kategori olarak masum diyebiliriz buna, yanlış anlaşılmasın; ‘Yahudiler masumdur’ şeklinde bir önerme değil, bir kategori olarak masumiyetten söz ediyorum. Ayrıca diğer bir masum kategori ise bir din olarak Yahudilik. Bildiğiniz gibi Rabbani Yahudiler de var ve onlar insanlığa karşı işlenen suçlara dahil olmadılar. Cinayet işleyenler kimi zaman Bolşevikler kimi zaman Naziler kimi zaman nakbadaki solcular olarak karşımıza çıkan seküler Yahudilerdi. Diğer kategori –ki ben daha çok bunun üzerine yoğunlaşıyorum ve bu kitabım da bu kategoriyle alakalı- Yahudiler ya da Yahudilik değil ’Yahudi olmaklık’. Ben bu kavramı Yahudi seçilmişliğinin ya da üstünlüğünün kutsanmasının ayrı bir formu olarak tanımlıyorum. Şu anda ‘Yahudi olmaklık’ çok tehlikeli bir olgu ve her nasılsa kimsenin bu kavramın ne olduğunu sorgulamasına müsaade edilmiyor. Bu problem sadece Filistin’le alakalı değil bütün dünyayla ilgili, sizin ülkenizi de tehdit ediyor, Siyonist lobi sizin hükümetiniz üzerinde de baskı kuruyor ve öte taraftan ikinci Irak savaşını da motive ediyor, evet 2. Irak Savaşı Siyonist neo-muhafazakârlar tarafından Yahudilerin menfaati için organize edilen bir operasyondu” dedi.
 
“İsrail ‘Nazi Almanyası’ndan farklı değildir.”
 
Gilad Atzmon konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben size Filistin örneği üzerinden Yahudiler tarafından domine edilen Filistin dayanışma söyleminin bizim Filistin’de aslında ne olduğunu anlamamızı nasıl engellediğini izah etmek istiyorum. Mesela biz Filistin hakkında konuştuğumuzda sömürgecilik kavramından yaralanıyoruz ama aslında Filistin’deki vakıanın sömürgecilikle çok da bir alakası yok. Sömürgecilik bir ana devlet ve bir uydu devlet arasındaki açık mübadele olarak tanımlanır. İsrail bir uydu devlet olduğuna göre ana devlet nerede? Ana devlet yok! Peki, biz neden yapılanı sömürgecilik olarak tanımlıyoruz? Çünkü bu Yahudiler için oldukça müsait. Yahudiler çılgınca şeyler yaptıklarını düşünmüyorlar, ‘biz de tıpkı İngilizlerin, Fransızların yaptığı gibi sömürgecilik yapıyoruz’ diyorlar. Şöyle bir durum düşünebiliyor musunuz; Birileri 2000 yıl sonra geliyor ve ‘biz bu toprakların asıl sahibiyiz’ deyip orayı terk etmenizi istiyorlar! Yani aslında biz Yahudi ulusu projesini sömürgeciliğe atıfla tanımlayarak Yahudileri rahatsız etmekten kaçınmış oluyoruz. Ortada bir apartheid rejim de yok, apartheid rejimi de ırk temelli bir sömürü sistemidir. İsrail Filistinlileri sömürmek istemiyor ki, topraklarından uzaklaştırmak istiyor. Sonuç olarak İsrail, ulusalcı ve ırkçı bir etnik temizleme sistemidir. Diğer bir deyişle İsrail ‘Nazi Almanyası’ndan farklı değildir. Ama bunu dile getiremeyiz çünkü Yahudileri rahatsız etmememiz gerekiyor. Yani ortadaki, daha çok zulüm eden tarafın hassasiyetlerini gözeten bir dayanışma söylemi. Bunları düşündüğümüzde son yüzyılda Filistin’de güzel bir gelişmenin olmaması hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü bizim pratikte gözlemlediğimiz şey direnişin kontrol altında olduğu, ama bu son derece kompleks bir kontrol. Ben bu işin iç yüzüne nüfuz etmeye başladığım zaman Yahudilerin tek devleti olan Yahudi devleti ve Yahudilerin tek oluşumu olan anti-Siyonist oluşum arasında ciddi bir fark olmadığını fark ettim. Mesela bir Filistinli nasıl İsrail Parlamentosu’nda bir bakan olamazsa aynı şekilde Amerika’da öğrenci olan bir Filistinli ‘Jewish for Peace’ adlı oluşumda bir sekreter olamaz. Buradaki Filistinli kardeşimizin başbakan olma şansının daha yüksek olduğunu bile söyleyebilirim. Peki, bu meseleyle neden ilgilenelim? Amerikalılar, Türkler veya Almanlar Filistin ile neden ilgilensinler ki? Bunun cevabı çok net; Hepimiz aslında Filistinli sayılırız. Detroit’teki durumun Gazze’dekinden daha kötü olduğunu söyleyebilirim. Benim çalışmam beni Filistin topraklarını gasp eden gücün Amerika’yı da İngiltere’yi de gasp ettiklerine inanmaya itti ve sizin bu güzel ülkenizi de gasp etme gayretindeler ve hep aynı taktikleri uyguluyorlar”.
 
Yahudilerin tarih boyunca işçi sınıfıyla hep bir çatışma içinde olduklarını, işçi sınıfı teorisyeni Yahudiler bulunabileceğini ama işçi Yahudiler bulmanın zor olduğunu ifade eden Atzmon, solun da işçi sınıfıyla her zaman bir çatışma içerisinde olduğunu, hiçbir zaman işçi sınıfıyla bir bağ kuramadığını, son 30 yıldır sol ve Yahudi ideoloji arasında çok ilginç bir ittifak oluştuğunu gözlemlediğini söyledi. Atzmon, “Bunun etkilerini siz de gözlemleyeceksiniz. Eğitim, üretim, sağlık gibi alanlarda ilerlemeye odaklanmak yerine sol ilginç bir proje başlattı. Toplumu feminist, lezbiyen, eşcinseller, siyah, Müslüman vs. kimlik gruplarına bölmeye başladılar.  Ortak bir kardeşlik bakış açısı yerine kendimizi ayrı ayrı sinagoglar halinde görmeye başladık ve bu siyaset sizin ülkenizi yok etmek için de kurgulandı. Eğer dünyadaki bütün Yahudi medyası tarafından öne çıkarılan ülkenizdeki son karışıklıklara bakarsanız olayın etnik gruplardan ibaret olduğunu görecekseniz. Biraz daha yakından bakarsanız George Soros adındaki Siyonist Yahudi’nin olaylara ne kadar müdahil olduğunu ve bu grupları ne kadar desteklediğini göreceksiniz. Aynı şeyi İran’da da 5 yıl önce denedi fakat çok başarılı olamadı ama Mısır’da ve Arap Baharını tamamen kışa çevirme noktasında oldukça başarılıydı ve aynı şey şu an Ukrayna’da da oluyor. Bunlar hep bu ayrışmanın ürünleriydi” dedi. 
 
“Türkiye, Yahudi gücü için ciddi bir engel teşkil ediyor.”
 
Gilad Atzmon konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Sizin ülkeniz Yahudi gücü için ciddi bir engel teşkil ediyor, siz bölgesel bir süper-güç haline gelmektesiniz. Üretim yapıyorsunuz -ki biz bundan hoşlanmayız- ve başbakanınız doğru olduğunu düşündüğü şeyleri dile getiriyor. Şunun üzerinde düşününüz; İsrail’in gücü İngiltere Parlamentosu’ndaki baskınlıkları veya Amerikan dış politikasını yönlendirme gücünden belli olmaz, bunlar yalnızca bu gücün semptomlarıdır. Onun gücü sizi bunun hakkında konuşmaktan alıkoyabilecek kapasitesinden anlaşılır ve bunun içindir ki biz hala asıl sorun hakkında konuşmaya başlayamıyoruz”.
 
MAZLUMDER İstanbul Şubesi
 
FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2014-04-27
Okunma Sayısı : 1487
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (212) 526 2440 | Faks: +90 (212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 4606152