Tutukluluğun Bir Cezalandırma Aracı Olarak Kullanılmasından Ve Hakimlik Teminatına Zarar Verecek Uygulamalardan Vazgeçilmelidir

2013 yılında gerçekleşen ve “Gezi Parkı Eylemleri” olarak bilinen olaylardan sonra soruşturma başlatılmış ve ardından da dava açılmıştı. Bu davanın 18 Şubat tarihli duruşmasında 9 sanık hakkında beraat, yurtdışında bulunan 7 sanığın dosyaları hakkında da tefrik kararı verilmiştir.

Dosyanın tutuklu tek sanığı olan ve beraat ile birlikte tahliye edilen Osman Kavala, birkaç saat sonra 15 Temmuz darbe girişiminin planlayıcısı olduğu gerekçesiyle yeniden gözaltına alınmış ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır.

Tahliye ve tutuklama kararından sonra tahliye kararını veren hakimler hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından soruşturma başlatıldığı yönünde haberler basına yansımıştır.

Bu olay, son zamanlarda adeta bir yargı klasiği haline gelen “tutukluluğun bir cezalandırma aracına döndürülmesi” uygulamasının tipik bir örneğidir. Yasalarda ele alınış biçimiyle tutuklama; kaçma, delil karartma veya suçu tekrarlama ihtimali bulunan kişiler için düşünülmüş bir tedbirdir. Ancak son dönemlerde bu niteliğine bakılmaksızın uygulanmakta, özellikle muhalif sivil toplum önderlerine, siyasi kişiliklere ve muhalif entelektüellere karşı sıklıkla kullanılmaktadır. İsnat edilen belirgin bir suç ve suça dair yeterli delil olmadığı için bunların çoğu dava sonunda beraat etmekte ama yargı süreci boyunca tutuklu kaldıkları için zımnen cezalandırılmış olmaktadır. Bu nitelikte azımsanmayacak sayıda örnek bulunmaktadır. Tutukluluğu devam eden Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarının ve beraat eden Alparslan Kuytul’un dava süreçlerinde yaşananlar, yakın dönemlerden iki örnek olarak zikredilebilir.

Osman Kavala örneğinde ise bir başka garabet ortaya çıkmış, neredeyse tüm yargılama boyunca tutuklu kalan KAVALA, beraat ettiği gün başka bir suçla apar topar tutuklanmıştır. Bu durum yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkı açısından kafalarda soru işareti oluşturmaktadır.

Bu hukuksuz uygulamaya ek olarak hükümet kanadından eleştirel görüşler geldikten sonra, beraat kararı veren hakimler hakkında soruşturma başlatıldığı yönünde haberler medya organlarında yer almıştır. Böyle bir teşebbüs hakimlik teminatının açıkça zedelenmesi anlamına gelecektir. Hukuk devletinin teminatı olan kuvvetler ayrılığı ilkesi yargıyı da bir erk olarak kabul eder ve bu yolla siyasetin etkisinden çıkarmayı hedefler. Denge denetleme sistemi içerisinde bu durum adaletin ve hukukun güvenceye alınmasından başka bir anlam taşımaz. Ancak siyasallaştığı izlenimi veren bir davanın ardından bir hakim hakkında apar topar soruşturma başlatılması şüphe uyandırıcıdır ve yürütmenin yargıyı tesir altına aldığının göstergesidir.

MAZLUMDER olarak,

-     Tutuklamanın bir tedbir olduğunu, bu güvenlik tedbirinin ceza olarak uygulanmaması gerektiğini

-     Sağlıklı bir adalet mekanizmasının hakimlik teminatına bağlı olduğunu, hakimlik teminatına zarar verecek işlemlerden kaçınılması gerektiğini

kamuoyuna duyururuz.

 

#MAZLUMDERİstanbulŞubesi

#GeziParkıEylemleri

#GeziEylemleriDavası

#OsmanKavala

#ÇağdaşHukukçularDerneği

#AlparslanKuytul

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2020-02-27
Okunma Sayısı : 199
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (212) 526 2440 | Faks: +90 (212) 526 2441

Ziyaretçi Sayımız : 3113536

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari