İHL HAKKINDAKİ YASAĞIN PSİKOLOJİK BOYUTU

 



YASAĞIN PSİKOLOJİK BOYUTU


Aşağıdaki rapor İdarenin görevlendirdiği iki Psikolog tarafından öğrencilerle yüzyüze görüşülerek hazırlanmış. Çocuklardaki psikolojik yıpranmayı iyi tespit eden Psikologlar, sundukları çözüm önerisinde ise adeta çocuklara, “her biriniz cidden bu yasak nedeniyle psikolojik bunalıma girmişsiniz. Ama olsun, başını açmayan arkadaşlarınızı da ikna edin, onlar da bunalımı girsin” anlamına gelen bir teklif yapıyorlar.


------------------------


07/03/2002

07/03/2002 Perşembe günü “Başörtüsü yasağı” ile ilgili olarak Esatpaşa İmam Hatip Lisesi’nde çalışmalara başlanmıştır. İlk olarak başörtüsünü çıkararak eğitim-öğretime devam eden öğrencilerle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler 3 aşamada gerçekleşmiştir. I. Aşamada hazırlık sınıfı ve lise 1.sınıf kız öğrencilerle, II. Aşamada lise 2 ve 3.sınıf kız öğrencilerle, III. Aşamada ise tüm erkek öğrencilerle görüşülmüştür.

Kız öğrencilerin stresli ve sıkıntılı olduğu kendileri tarafından ifade edilmiştir. Bu yasağın kendilerinde şaşkınlık yarattığı, kimlik bunalımına girdikleri, geceleri uyuyamadıkları, bunun bir birey olarak öz benliklerine bir saldırı olduğu, başörtülerini çıkarttıklarında kendilerini çıplak hissettikleri kız öğrenciler tarafından ifade edilmiştir. Ayrıca kendilerinden okula devam etmeyen arkadaşlarına ulaşmaları hususunda işbirliğine varılmıştır.

Erkek öğrencilerle daha ziyade bu hususta kız arkadaşlarına karşı daha hassas, duyarlı ve anlayışlı davranmaları gerektiği vurgulanmış, söz birliğine varılmıştır.

Görüşmeler sonunda öğrenciler memnuniyetlerini dile getirmişlerdir. Rahatladıklarını söylemişlerdir.

Eğitim ve öğretimin sağlıklı bir şekilde devamı sağlanıncaya kadar çalışmalar devam edilecektir.



Zeynep Sayar İlhan Polat
Psikolog Danışman Psikolog Danışman
İmza İmza


"Çocukların ruhunda derin yaralar açılıyor"

Eğitimci-yazar Ayla AĞABEGÜM:
Röportaj: Gülcan TEZCAN /Eğitim Bilim Dergisi/Nisan 2002 Sayısı

“Gençlerimiz, çocuklarımız cıvıl cıvıl ve mutlu olmaları gereken yaşlarda çocukluğunu yaşayamıyor, polisle yüzyüze kalıyorlar. Bir ülkenin vatansever insanlarına bunların yapılması bana göre zulümdür.”
İmam hatip liselerinde uygulanan yasaklar o okullardaki gençlerin eğitim hayatlarını nasıl etkileyecek?

Bu soruyu eğitimcilere soruyorsunuz ama asıl bu kararı verenlerin cevap vermelerini isterdim. Bu kararı vermişler ama birey olarak kendi çocuklarını düşünsünler. Amerikan Kolejin, Robert Kolejin veya o okullardan birinin kapatıldığını düşünelim. Bu okullarda okuyan öğrencilerin bir kısmı üst düzey yöneticilerin çocukları. Oysa İHL’lerin bir özelliği var, halkın talebi ve emeğiyle kurulmuş okullar. Yöneticilerin bir kısmı halkın duygularını anlamaktan çok uzak. Çünkü halkın duygularını anlamaya çalışsa kendi çocukluğu aklına gelir veya kendi çocuğunun birtakım şeyler yasaklandığında neler hissettiğini düşünür. Düşünebiliyor musunuz okuma hakkınız elinizden alınıyor. Cevaplanması gereken bir başka soru da şu; Türkiye’de Milli Eğitim’e bağlı bütün okullar devletin güvencesi altındadır. Hükümetler değişir fakat devletin kanunları ve halka verdiği güvencenin değişmemesi lâzım. Herşey devletin güvencesinde olduğuna göre böyle birşeyi anlamak mümkün değil. Ve bu gençlerimiz, bu çocuklarımız cıvıl cıvıl ve mutlu olmaları gereken yaşlarda çocukluğunu yaşayamıyorlar.

Psikolojileri de olumsuz yönde etkileniyor...
Polisle yüzyüze kalıyorlar ve o çocukların ruhunda derin yaralar açılıyor. Ondan sonraki hayatına da bu yansıyacak. Bir ülkenin vatansever insanlarına bunların yapılması bana göre bir zulümdür. Ama bunu yapanlar böyle düşünmüyor. O zaman düşündürmek için belki sivil toplum kuruluşları, aydınlar devreye girebilir. Bu ülkenin bütün insanları da terörist olmadıkça vatana ihanet etmedikçe herkesi sevmek durumundayım. Öyleyse oturup tekrar gözden geçirilmesi gereken bir karar. Bu çocuklar böyle inanıyorsa inanmasına devam etsin. Bir Batılı’ya, bir yabancıya ben bundan dolayı çocukların okula gelmesini engelliyorum deseniz kendi halkınız sizi anlamadığı gibi onlar da anlamazlar. Siyasal bilgiler fakültesinde, ODTÜ’de bazı gençlerin haklı veya haksız yaptıkları birtakım direnişler veya eylemler demokratik hak olarak görülüyor. Peki onlar yaptığı zaman demokratik hak oluyor da bu taraftaki yaptığı zaman neden hak olmuyor? Bugün Türkiye’de polis kimleri gözaltına alıyor? Adi suç işleyenleri ya da fikir suçlularını. Bunlar suç işlemediğine göre devlet çocukları fikir suçlusu mu sayıyor acaba? Ama o yaşta fikir suçlusu da olunmaz.

Bu durumda medyaya ne gibi görevler düşüyor?
Sadece İHL’lilerin resmini çekip gazeteye basmak veya televizyonda göstermek görev yapmak değil bana göre. Mesela bugüne kadar İHL mezunlarının ne işlerle uğraştıkları ya da suç oranları ile ilgili anketler, araştırmalar yapılabilir. Binlerce öğrenci içinde kaç öğrenci ne yapmış; satanist olan, uyuşturucu çeteleri kuran, hortumculara yardım eden var mı? Böyle bir döküm yapıldığı zaman da bu okullardan nasıl insanların yetiştiği ortaya çıkacaktır. Çünkü vatanını seven insanlar yetiştiriyor.

Üstelik eğitim açısından daha ağır bir eğitim veriliyor bu okullarda değil mi?
Benim hiç öğrencim olmadı ama şöyle düşünüyorum; bir insan zora talip olur mu? Düşünün, başka liselerdeki derslere ilave çok ağır dersler veriliyor. Ama bu derslerde başarılı oldukları gibi -bir dönem gördük- üniversite sınavlarında da farklı alanlarda birinciler çıktı İHL’lerden. Böyle de iyi eğitim veriliyor bu okullarda! Kaldı ki devlet bütün liselerde dinî eğitim vereceğiz dese de imam hatip liseleri gerekli, çünkü çok özel bir eğitim var orada. Ayrıca aileler özellikle kız çocuklarını daha rahat gönderiyor bu okullara. Bir dönem kız liselerine çocuklarını gönderiyorlardı. Çünkü karma eğitimin iyi bir yanı var o tartışılabilir ancak bir zorluk da var. Eğer okullar ciddî olarak oturmamışsa, disiplin yoksa birtakım şeyler çocukları olumsuz etkiliyor. Benim çocuğum değişmesin, geleneğimce yetişsin deyince İHL’ne yolluyor. Öyleyse kız liseleri kurmadan, okulları düzeltmeden halkın güvenini kazanamazsınız. Çünkü bugün okullarda uyuşturucu, alkol vs birtakım kötü alışkanlıklar giderek yaygınlaşıyor, bunların anketleri yapılıyor. Bu arada bir sığınak İHL’ler. Bu da halkın en tabiî hakkı. Üstelik bireyin yetişmesinde din eğitimi nereden bakarsanız bakın en temel ihtiyaçlardandır. Anne babaların ve devletin görevi çocuklara gerekli olanı öğretmektir sonra ister dindar olursunuz, ister dinsiz olursunuz. Ama temel eğitim sürecinde din eğitimini yasaklamak, bu eğitimi almak isteyen öğrencinin önüne engeller koymak bir devletin demokrasi konusundaki ayıbıdır.
İki kardeş düşünün. Birisi başını örtüyor başlarken ve bir süre sonra hakları elinden alınıyor. Erkek kardeşi devam ediyor, üniversiteye gidiyor, istediği meslek neyse onu seçiyor. Bu nasıl bir eşitlik?
Üstelik Atatürk kız çocuklarının okutulmasını, anneler olarak da eğitilmesini istiyor. Buna rağmen eğitimsiz anneler yetiştiren bir cumhuriyet tablosu ortaya çıkıyor. Annelerin bir kısmını eğitimsiz bırakıyorlar.

Peki nasıl üstesinden gelinecek bu problemin?
Bu kararı çıkaranlar gidip velilerle konuşsunlar. Bir bölgede bir olay oluyor, olay çok büyük ve uzayacak gibi görünüyorsa oraya yetkililer gidiyorlar, halka birşeyleri anlatmaya çalışıyorlar. Şu ana kadar hiç görmedim bir üst düzey yetkilinin, valinin, milli eğitim müdürünün gidip de bu halkla kucaklaştığını. Tavır hep aynı; siz şöylesiniz, başörtülüsünüz, yoksunuz... Halkıyla barışmayan bir aydın var. Nasıl düzelecek bu aydın? Yunus’u okutacağız herhalde.


*************************************************************************
‘Öğrencilerimin gözlerine bakmaktan korkuyorum’ Zaman Gazetesi/ 08.03.02
İstanbul imam hatip liselerinde eğitim öğretim durma noktasına geldi. Çok az sayıda öğrenciyle ders yapmak zorunda kaldıklarını söyleyen bir öğretmen "Öğrencilerim görmesin diye başım önümde okula giriyorum.’’ dedi.
İki haftadır polis kontrolünde giriş çıkışların yapıldığı İstanbul’daki imam hatip liselerinde eğitim durma noktasına geldi. Bir yanda müfettiş baskıları sebebiyle açığa alınma korkusu diğer yanda kapıda bekleyen öğrencilerin psikolojik baskısı, öğretmenleri görev yapamaz hale getirdi. Zeytinburnu İHL’de görev yapan bir öğretmen okula girerken “Okula giremeyen öğrencilerimin gözlerine bakmaktan korkuyorum.” dedi.
İmam hatip liselerinde 13– 14 yaşlarındaki kız öğrencilere yönelik başörtüsü yasağı ikinci haftasını da doldurdu. Resmi ve sivil polislerin kontrolü altındaki okullarda art arda gelen açığa alınmalar bütün öğretmenleri tedirgin etti. Birçok İHL müdürünün açığa alınması ve bazı okullarda çok sayıda öğretmenin soruşturmaya tabi tutulması, öğretmenler arasında ‘’Sıra kimde?’’ endişesine sebep oldu. Bunun örneği, bir süre önce Kazım Karabekir İmam Hatip Lisesi’nde yaşandı. Okul müdürü açığa alındı yerine yakın bir bölgeden ilkokul müdürü atandı. İki hafta sonra yeni müdür de görevinden ayrıldı. Sultanbeyli İHL’de ise bütün öğretmenler açığa alındı.
Onlarca polisin kapıları tuttuğu yerde çalışmak zorunda kalan öğretmenler, yanlış bir istihbaratın kurbanı olmamak için birbirleriyle bile konuşmaktan çekiniyor. Kesintisiz eğitim kararından sonra iyice azalan sınıflarda ders yapmak zorunda kalan öğretmenler iki haftadır sıraların tamamen boşaldığını belirtiyor. Sabah polislerin arasından geçerek okula girmenin kendisine çok ağır geldiğini söyleyen Zeytinburnu İmam Hatip Lisesi'nden bir öğretmen, “Kendimi hiç bu kadar suçlu hissetmemiştim.’’ diyor. “İki gün, ‘öğrencilerim beni görmesin’ diye başım önümde okula girdim.’’ diyen öğretmen, sabah erken saatlerde girdiği okulda hissettiklerini şöyle anlatıyor: “Tatilden yeni döndük; ama çok tedirginim. Sabah polislerin arasından geçerken dizlerim titriyor. Okula giremeyen öğrencilerimin gözlerine bakmaktan korkuyorum. Öğrencilerimden birisinin ‘Hocam bizi neden almıyorsunuz?’ demesinden korkuyorum. Kapıda kalan öğrencimi görmemek için sabahın erken saatinde okula girip dışarıya çıkmamaya çalışıyorum.’’ Eyüp İHL’de görev yapan bir başka öğretmen ise, boş veya birkaç öğrencinin bulunduğu sınıflarda ders yapmanın çok üzücü olduğunu ifade ediyor. Okulda bir tarafta istemeyerek dahi olsa başını açanların mahcup hali ve dışarıda bekleyenlerin sıkıntısı ile ders işlenemiyor.
Polisin öğrencileri ikna etmek için kendilerini öne sürdüğünü anlatan öğretmen, arkadaşlarının öğrenciler tarafından “Madem bizim iyiliğimizi istiyorsunuz neden başörtülü derse girmemize izin vermiyorsunuz bize destek olmuyorsunuz?” cümleleri ile gelen iki yüzlülükle ithamın ezikliğini yaşadıklarını kaydediyor. Görüştüğümüz öğretmen, gelecekle ilgili temennilerini de şöyle dile getiriyor: “Devlete karşı gelmenin sonu yok. Ama nasıl kadın memurların tepkileri dikkate alınarak pantolonla çalışmalarına izin verildiyse, binlerce öğrencinin ve velinin tepkileri de dikkate alınırsa sorun çözülür.”
Ali Akkuş, Abdulhamit Yıldız / İstanbul
************************************************************
İHL öğrencileri bunalımına girdi

Zaman Gazetesi / 28.03.2002
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün imam hatip liselerine gönderdiği 2’şer kişilik psikolojik danışman ekipleri, başörtüsü yasağının psikolojik boyutuyla ilgili çeşitli raporlar hazırladı.
Zeynep Sayar ve İlhan Polat’ın hazırladığı 7 Mart 2002 tarihli kısa raporda, kız öğrencilerin yasak karşısında şaşkınlığa uğradıkları ifade edilerek, şu görüşlere yer verildi: “Öğrencilerin kimlik bunalımına girdikleri, geceleri uyumadıkları, bunun birey olarak öz benliklerine saldırı olduğu, başörtülerini çıkarttıklarında kendilerini çıplak hissettikleri ifade edilmiştir.”
Abdulhamit Yıldız, İstanbul

************************************************************

Bir nesil gözden çıkartıldı

Yeni Şafak / 18.03.2002
Gelecekleri coplanıyor
Şiddet ve hakaretler, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinde büyük yaralar açıyor.
Dışlanan, dayak yiyen öğrencilerin büyük yaralar alacağını belirten uzmanlar, "Ergenlik döneminde olmaları durumu ciddileştiriyor" dediler.
Bugüne kadar öğrenim görmek için geldikleri okullarının kapısından, başörtülü oldukları gerekçesiyle çevrilen binlerce öğrenciye, imam hatip lisesi öğrencileri de eklendi. İmam hatip liseli öğrencilerin, okulları ile aralarına giren emniyet görevlilerinin tutumlarını gün geçtikçe sertleştirmesi ve sopalarla peşlerinden koştuklarına dair görüntülerin kamuoyuna yansıması büyük tepki toplamıştı.
Fakat, daha önce üniversite öğrencilerinin maruz kaldıkları şiddet ve hakaretler, imam hatip lisesi öğrencilerinde daha büyük yaralar açıyor.
Her biri ergenlik döneminde olan 13-15 yaşlarındaki kız ve erkek öğrenciler için şiddete maruz kalmak ve hakaret işitmek, olumsuz etkilere neden olabiliyor.
Uzmanlar, bu dönemdeki çocukların sokak ortasında dayak yemeleri, hakaret işitmelerinin ne gibi zararlara yol açabileceğini anlattılar.
'Ömür boyu iz bırakır'
SSK Vakıf Gureba Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Doç. Dr. Sefa Saygılı, ergenlik döneminde kişilerin daha hassas, alıngan ve kırılgan olduklarına dikkat çekerek, "Bu yaşlardaki çocuklara yapılacak eziyetler, aşağılamalar, dışlamalar onlarda o an için ve ömür boyu kalabilecek izler bırakır" dedi.
Saygılı, bu durumun çocuklar üzerindeki etkilerini şöyle sıralıyor: "İçe kapanma, dış dünyadan kopma, anksiyete adı verilen kaygı, karamsarlık, özgüven kaybı, çevreye karşı düşmanlık.." Bu hislerin giderek kendilerine yöneltileceğine dair endişelerini dile getiren Saygılı, çocukların giderek suçluluk duygusu, kendini sevmeme, kendinden nefret etme gibi hislere kapılabileceğini kaydediyor. Saygılı, "Bunun sonucu olarak depresyonlar, sosyal fobiler, postravmatik stres bozuklukları görülebilir. Bu da bir neslin gözden çıkarılışı anlamına gelir" diye konuştu.
ERGENLİK DÖNEMİNDE DURUM CİDDİLEŞİYOR
Uzman Psikolog Mehtap Kayaoğlu imam hatipli gençlere ve ailelerine yapılan davranışların, "işini yapma, üzerine düşen görevi en iyi biçimde yerine getirme" gibi unsurlardan uzak olduğunu söylüyor. Kovalanan, koluna kelepçe vurulan gençler ile hakaret işiten velilerin durumlarına değinen Kayaoğlu, eğitim almak için engellenen gençlerde bir süre sonra öfke ve kızgınlık duygularının oluşabileceğine dikkat çekiyor.
Kayaoğlu şöyle konuşuyor: "Öfkeli genç, yarının öfkeli yetişkini demektir. Güvenmeyen, insanlara karşı olumsuz duygular geliştiren bir nesil demektir. Çok sayıda genç, uzman yardımına ihtiyaç hissedecek kadar hırpalandı. Ergenlik dönemi sınırları içinde oldukları hatırlanırsa durum daha da ciddileşiyor."

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2002-01-01
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (212) 526 2440 | Faks: +90 (212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 3677994

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari