KHK REJİMİNİN BİZZAT KENDİSİ

 

Eylül 2000

TARTIŞILMASI GEREKEN ESAS KONU:
KHK REJİMİNİN BİZZAT KENDİSİ

Av.Arife Gökkaya
Hukuki Yardım Merkezi Başkanı

SUNUŞ
Bu çalışma, memurlarla ilgili 12.07.2000 günlü 605 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Taslağı’nın Türkiye gündemine girmesi ile, İnsan Hak ve Hürriyetleri, Uluslararası Hukuk, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi Kararlarına göre Türkiye’de Kanun Hükmünde Kararname rejimini ortaya koymayı, KHK’nın bizzat kendisini tartışmaya açmayı amaçlamaktadır.

GİRİŞ
Yasama ve yürütme erkinin yetki ve sorumluluk sınırında hassas bir yeri olan ve hukukumuzda 40’ını doldurmak üzere olan KHK kavramı; Fransızların “Decrets-Lois” kavramı karşılığı “Kanun-Kararname” ye uygun olarak Kanun Hükmünde Kararname deyimi ile hukukumuzda yerini almıştır. Kavramda adı geçen “kanun terimi” yapılan işlemlerin kanun gücünde, kanun kuvvetinde olduğunu; yürürlükteki kanunları değiştirebilmelerini ifade etmektedir. Kararname terimi ise, bu işlemin sahibinin yürütme organı olduğunu ifade eder.

KHK nevinden işlemler, batı demokrasilerine; daha çok ikinci dünya savaşı sonrası, devletin ekonomik ve sosyal alana müdahale etme ihtiyacına cevap vermek ve bu alanda kararların hızlı alınmasını sağlamak amacıyla girmiştir. Yürütme organının güçlendirilmesini, ona en önemli ve etkili düzenleme yetkisi veren işlemlerdir. Bu anlamda batı demokrasileri bu rejimi terketmişlerdir. Sadece Türk Hukukundaki KHK gibi olmamakla birlikte sadece Fransa’da yürürlüktedir.

Türk Hukuku’na 1961Anayasası ile giren Kanun Hükmünde Kararname, 20.09.1971 tarih ve 1488 sayılı kanunun değişik 64. Maddesi ile Bakanlar Kurulu’na verilen KHK çıkarma yetkisi 1982 Anayasa’sında genişletilerek devam etmiştir.

1961 Anayasası’nın 61. Maddesi: T.B.M.M. belli konularda Bakanlar Kuruluna KHK çıkarmak yetkisi verebilir. Yetki veren kanunda, çıkarılacak kararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyi kullanma süresinin ve yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi ve KHK’de de yetkinin hangi kanunla verilmiş olduğunun belirtilmesi lazımdır.”
1982 Anayasası’nın 91. maddesi: “T.B.M.M. Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisi verebilir. Yetki Kanunu, çıkarılacak KHK’nin amacını, kapsamını, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.”

Her iki madde hükmüne bakıldığı vakit, KHK alanının giderek genişlediği ve Bakanlar Kurulu, bu anlamda daha fazla yetkilendirdiği görülecektir.

Nitekim 1961 döneminde yetki kanunu sayısı üç ve bunlara dayalı çıkarılan KHK sayısı 34 iken 1982 Anayasası’nın kabul edildiği tarih 7 Kasım 1982’den 10 Ocak 1996’ya kadar yetki kanunun sayısı 23 ve buna dayalı olarak çıkarılan KHK sayısı 519’dur.


KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER REJİMİ

KHK, kısaca tarifiyle yasama organının bir kanun ile verdiği yetki üzerine; Bakanlar Kurulu’nun yürürlükteki kanunları değiştiren, Anayasaya ve Kanuna aykırı olmaksızın yeni düzenlemelerde bulanan işlemleridir.

Anayasada, Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verme konusu Cumhuriyetin Temel Organları sıralanırken Yasam erkine verilen görev ve yetkiler içinde yer almaktadır. Buna göre 91. Madde ;

“Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.

Yetki Kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamının, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılmayacağını gösterir.

Bakanlar Kurulunun istifası , düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.

Kanun hükmünde kararnamenin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.


Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Kanun hükmünde kararnameler, resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler, resmi gazetede yayımlandıkları gün, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve genel kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın resmi gazetede yayımlandığı tarihti yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin resmi gazete yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.”


Madde metninde de anlaşılacağı üzere; KHK kanuna eş değerde bir işlem türü
olup, olağan (md 91) ve olağanüstü (m121,122) dönemlere özgü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

I- OLAĞAN DÖNEMLERE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME


İlk çıkış noktası, hükümeti güçlendirmek ve değişen ekonomik sosyal şartların
meydana getirdiği problemlere acele çözümler getirmek olan KHK’ler, ağır işlediği öne sürülen yasama faaliyetine karşı, hükümetin kısa sürede etkin önlemler alması yolunun açılması amacını taşımaktadır.

KHK rejiminin aşamaları sırasıyla ve birbirine bağlı olarak; yetki kanunun, KHK ve KHK’lerin T.B.M.M.’nce red veya aynen ya da değiştrilerek kabulü şeklindedir. Bu aşamaları sırası ile incelemek gerekir.

I-A) YETKİ KANUNU

1982 Anayasası’nın 91. maddesine göre KHK’lerle yetki kanunu arasında çok sıkı bir bağ bulunduğunu ve olağan dönem KHK’lerinin bir yetki kanununa dayanmak zorunda olduğunu yukarıda belirtmiştik. Olağan dönem KHK’lerinin bir yetki kanununa dayanmak zorunda oluşları, bu KHK’leri olağanüstü dönem KHK’lerinden ayıran özelliklerin en önemlisidir. Anayasanın 91. Maddesinde yetki kanunun taşıması gereken dört unsurdan bahsedilmektedir.
Bunlar amaç, kapsam, süre ve ilke unsurlarıdır. Kısaca açıklanacak olursa;

Amaç Unsuru; Yetki kanununda Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisinin niçin verildiği, verilen yetki ile nelerin yapılması gerektiğinin belirlenmesini ifade eder. Örnek verilecek olursa;
-Para ve sermaye piyasaları ile ilgili düzenlemeler yapılmasına ilişkin yetki kanunlarında amaç olarak: “mali piyasaların güven ve istikrar içinde, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara uygun olarak çalışmasını sağlayacak düzenlemeler yapma”nın gösterilmesi gibi.
Amaç unsurunun uygulamada, yetkiyi belirginleştirmek ve somutlaştırmak yerine soyut, genel ve çok yönlü yoruma açık ifadelerle düzenlendiği görülmektedir. Amacın açık ve net olması kanunun amacına uygunluk denetimini belirleyecektir.

Kapsam Unsuru; yetki kanununda belirtilen amaca ulaşmak için hangi araçların kullanılacağını belirten, KHK ile nelerin düzenleneceğini sınırlayan, çerçeveleyen anlayışla düzenlenmesini gerektirir. Buradaki açıklık, her yana çekilebilecek yuvarlak ve genel ifadelerden arındırılma ilkesiyle, yasa ile yürütme erki arasındaki işbirliği esasına dayalı paylaşım ve yasama erkinin devredilmezliği ilkesi korunmuş olacaktır.

İlkeler Unsuru; KHK’lerle yapılacak düzenlemelerde uyulacak esasları ve ölçütleri ifade eder. Mali Piyasalarla ilgili düzenleme yetkisi veren yetki kanunlarındaki ilkelere örnek olarak; “çıkarların dengeli ve eşit şekilde korunması”, Avrupa Birliği’nin gıda standart ve normlarına uyum sağlaması” gösterilebilir..

Süre Unsuru; yetki kanununda, Bakanlar Kurulu’na verilen düzenleme yetkisinin belli bir süre sınırlandırılmasını ifade eder. Aksi yasama yetkisinin, yürütme organına süresiz devri anlamına gelir. Bu süreler şimdiye kadar, beş yıl ile üç arasında değişmektedir. Uygulamada bazı süreler daha sonra çıkarılan kanunlarla uzatılmıştır.

Konu Unsuru; 1961 Anayasası’nın 64. Maddesinde geçen “belli konularda” unsuru ve “yürürlükten kalkacak kanun hükümlerinin açıkça belirlenmesi” 1982 Anayasası’nda geçmemesi masum bir rastlantı olarak kabul edilmese de bu boşluğun Anayasa Mahkemesi İçtihatlarıyla kısmen giderilme çabası da yok denilemez.

Yetki Kanunun, Anayasa Mahkemesi İçtihatları ile belirlenen unsurları ise;

Önemlilik Unsuru,
İvedi Unsuru ve
Zorunluluk Unsuru birlikte bulunmalıdır. Anayasa Mahkemesinin ardarda gelen kararlarıyla oluşan bu üç unsur yasama yetkisinin geniş şekilde devrinin önünün kesmesi bakımından önemlidir.

I-B)YETKİ KANUNUNA DAYANILARAK KHK ÇIKARILMASI

KHK çıkarma yetkisi sadece Bakanlar Kurulu’na verilmiş olup bu yetki ise kanunlara uygunluk, yetki kanununda belirlenen ve Anaysa Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarında belirlenen unsurlarla sınırlıdır.

Yürütmenin düzenleyici işlemi olarak nitelendirilen KHK’lerin Cumhurbaşkanı’nca imzalanacağında kuşku yoktur. Tıpkı kanunlar, tüzükler gibi bu imzadan sonra yayınlanacaktır. KHK çıkarma yetkisi “belli bir hükümet” ya da “belli bir meclis” ile sınırlı değildir. Yetki kanunundan sonraki hükümet değişiklikleri yetkinin varlığını değiştirmemektedir.






I-C) KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN T.B.M.M.’İNCE GÖRÜŞÜLEREK REDDİ VEYA AYNEN YA DA DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ

KHK rejiminde son aşama resmi gazetede yayınlanırken aynı gün T.B.M.M.’ne sunulmalarıdır. Buradaki sunulma ve görüşülme siyasi bir denetim değil Anayasa’nın öngördüğü KHK’ler rejimi prosedürü içinde bir aşamadır.

Meclise sunulan KHK, komisyonlarda ve Genel Kurul’da öncelikle ve ivedilikle görüşülmesi gerekmektedir. Bunun sonucu olarak uygulamada nitelik sorunları ile karşılaşılsa da görüşme neticesi; reddedilir, aynen ya da değiştirilerek kabul edilir.

II- OLAĞANÜSTÜ DÖNEMLERE İLİŞKİN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Anayasaların, bir hukuk devleti olabilmek için olağan rejimi belirleyen kuralların
yanında, olağanüstü rejimi düzenleyen kurallara da yer vermek zorunda olduğu kabul edilmektedir. Bu ayırım Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesi ile kurumsallaşmıştır.
Anayasanın 121/3. maddesine göre; “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, içtüzükte belirlenir.”

Anayasanın 122/2. maddesinde ise; “Sıkıyönetim süresinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararname çıkarabilir.” hükmü yer almaktadır.

Olağanüstü KHK çıkarabilmek için öncelikle olağanüstü hal ya da sıkıyönetim hali ilanı gerekmektedir. Ancak burada ayrıca bir yetki yasasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca yetki açısından farklıdır. Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Olağanüstü KHK, konu, amaç, yer ve süre bakımından olağan KHK’lerden farklı özellik taşırlar. Herşeyden önce, olağanüstü KHK’ler, olağan KHK’ler gibi Anayasa’nın 91. maddesindeki sınırlandırmaya tabi değildir. Yani Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümünde belirtilen temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasihaklar ve ödevler de olğanüstü KHK’lerle düzenlenebilir. Hatta düzenlemeden öteye, olağanüstü KHK’lerle Anayasa’nın 15, maddesi uyarınca, ikinci fıkradaki çekirdek temel haklara dokunmamak kaydıyla, “temel hak ve hürriyetlerin kullanılması tamamen veya kısmen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Buna karşı ancak, “sıkıyönetim ve olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” çıkarılabilir. Bu durumda, sıkıyönetim ve olağanüstü halin gerekli kılmadığı konularda olağanüstü KHK düzenlenmesi konu yönünden yetki aşmış sayılır. Aynı şekilde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal eden veya durumun gerektirdiği ölçüyü aşan olağanüstü KHK’ler de Anayasa’ya aykırılık oluştururlar.

Bu tür KHK’ların yargı denetiminden ayrı olması da tartışılmayı gerektirmektedir. Çünkü Anayasa’nın 148/1.maddesi “... olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesine dava açılmaz.” şeklindedir. Bu kuralın yine Anayasa’nın 2.maddesinde yer alan “hukuk devlet” ile ne kadar bağdaştığı da düşünülmelidir.
İnsan Hak ve Hürriyetleri yönünden en çok tartışılan bu rejimin sınırları kesin olmadığı müddetçe tartışılmaya her zaman müstahak olacaktır.




SONUÇ

KHK rejiminin sonuçlarına Demokratik Hukuk Devleti normları ile bakıldığı vakit tartışılması gereken pek çok yönü olabileceği hiç kuşkusuzdur. Ancak bu çalışmada Yasam Yetkisinin devredilmezliği ve İnsan Hak ve Özgürlüklerinin Sınırlandırılmasının Sınırları yönünden tartışılacaktır.

I-YASAMA YETKİSİNİN DEVREDİLMEZLİĞİ İLKESİ VE KHK

Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına T.B.M.M. ‘nindir. Bu yetki devredilmezdir.” hükmü yer almaktadır. Yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin amacı ve anlamı için, J.J. Rousseau’nun egemenlik anlayışına kadar geri gidilebilir.

Yasamanın düzenleme alanına giren ve yasama organınca yapılacak olan işlemlerin başlıcasının “kanunlar” olacağı kuşkusuzdur. Bu çerçevede “temel esaslar” veya “temel hükümlerin” kanunda yer alması; “uzmanlık”ve “yönetim tekniği”ne ilişkin konular yürütmeye bırakılırken yasama yetkisinin devri niteliğinde olmadan, düzenlenecek alanların esaslı konuları yeterince belli edilmesi lazımdır. Amaç ve hedefleri açıklanmış, sınırlarının ve çerçevelerinin yeterince belirlenmesi gerekir. Yürütmenin keyfi uygulamalarına sebep olacak genişlikte takdir yetkisi vermemelidir.

Ancak devrin anlamı; yetkinin devredilene geçmesi demektir. Eğer yasama organı KHK için yetki kanunu çıkarıyor ve ilgili konuda düzenleme yapmak , hatta yürürlükteki kanunları yürürlükten kaldırma yetkisi veriyorsa o konudaki yetkisini yürütmeye devretmiş demektir. Burada devirden söz edebilmek için dikkat edilmesi gereken konu, yetki kanunun Anayasa’da belirtilen unsurları yeterince içerip içermediğidir. Aksi halde devredilmezlik ilkesinin ihlali olacaktır. Uygulamada özellikle son 20 yılda çıkarılan KHK lere bakıldığı zaman, bu unsurların, hükümetler lehine yuvarlak ve genel ifadelerle aşılmaya çalışıldığı, yasama faaliyetinde bulunduğu görülecektir.

KHK’lere meşruluk kazandıran “önemli, zorunlu ve ivedi” düzenleme ihtiyacı bu sakıncayı daha da arttırmaktadır. Özellikle Olağanüstü KHK ‘lerin düzenleme alanlarının ve sınırlarının genişliğine bakılacak olursa; 15,12,1990 tarih ve 430 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirler Hakkındaki KHK ile belirtilen tedbirler, yine Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin kuruluş ve işleyişine ilişkin KHK de bu yasama yetkisinin oldukça geniş bir biçimde kullanıldığını görürüz.

1982 Anayasası, konuları değil alanı belirlenen KHK’lerle, yürütmenin yetkilerini genişletmiş, bu alan içinde kalmak şartıyla yürütmeye, istediği kanunlarda değişiklik yapma yetkisi vererek, hareket kabiliyetini arttırmıştır. 1990’a kadar bu uygulamaya karşı çıkmayan Anayasa Mahkemesi 1990 sonrası verdiği kararlarla bu genişleme ve keyfiliğin önünü kesmeye çalışmıştır. 
Demokratik Hukuk Devleti olmanın özü, egemenliğin halka dayalı olmasındadır. Kamu adına düzenlemeyi yapacak olan da yine egemenliğin sahibinin yetkilendirdiği organın yani meclisin bu emanete sahip çıkması gerekmektedir.



I-İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ VE KHK

Çağdaş Anayasalar ve Uluslar arası Anlaşmaların seyri insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasın daha genişlemekte ve Uluslararası Sözleşme ve kurumlarla güvence altına alınmakta iken bu çizgi kişiler lehine yükselmektedir. Ancak , ulusal hukuta olduğu gibi ulusalüstü hukuk belgelerinde de “kamu güvenliği”, “kamu düzeni”, “kamu sağlığı” gibi genel geçer ifadelerle birtakım sınırlamalar da öngörülmektedir.

Ulusal ve ulusalüstü metinlerde yer verilen ortak bir ölçüt; “demokratik toplum düzeninin gerekleri”dir. Bunun devamında ise hakkın özüne dokunulamayacağı ilkesidir ki uluslar arası yargı kararları ile de sabitlenmiştir. Burada geçen ; “demokratik toplum düzeninin gerekleri”, sınırlamanın kanun ile olabileceğini ifade eder.

Anayasa’nın 15. maddesinin; “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı kararlar alınabilir.” Hükmü ile Anayasa’nın 91., 121.ve 122.maddeleri birlikte incelendiği vakit medeni toplumlarda, kişi hakları lehine ilerleme görülürken, ülkemizde ise yönetimler veya demokratik olmayan birtakım mekanizmalar eliyle kriz uygulamaları gerekçesi ile tersi gelişmeler yaşanmaktadır.

İnsan haklarının güvence altına alınabilmesi için, temel hakları etkileyen devlet tasarruflarının hükümetin takdir alanına bırakılmaması gerekmektedir.

Kural olarak kişi hakları ve siyasi haklar ve özgürlükler, KHK’ler ile düzenlenemez, sınırlanamaz. Ancak bunun aksini “bize özgü” gerekçesi ile uygulamada KHK’lerle özellikle de olağanüstü KHK’lerle görmemiz mümkündür. Olağanüstü koşullarda KHK yolu yönetime müthiş bir kolaylık sağlamaktadır ama yargı denetimine hiç girmeyen bu kolaylık , haklar ve özgürlükler için en ciddi tehlikeyi oluşturan, Anayasa’nın koruyuculuğunu ortadan kaldıran bir kolaylıktır. Bu kolaylık öyle boyutlara gelmiştir ki olağanüstü KHK’lerin kendileri Anayasa Mahkemesine götürülemeyeceği gibi bu sebeple çıkarılan KHK’lerde geçen bazı hükümlere göre de kişilerin yargı yoluna başvuru yolu kapatılmıştır. Örnek; Oloğanüstü Hal Bölge Valiliğinin işlemlerinin yargı konusu edilemeyeceği gibi. Bu tür KHK’lerih adil yargılanma hakkı, haberleşme hürriyeti, haber alma hakkı, düşünce hürriyeti, özel hayatın gizliliği gibi hak ve hürriyetleri ortadan kaldırdığı ya da kullanılamaz hale getirdiği görülecektir.

Bu durumda özgürlük istisna, sınırlama kural haline gelmektedir.



ÖNERİLER

1- İnsan haklarına dayanan bir düzenin yaygınlaştırılması için ön şart, zaaflarla yüklü, antidemokratik bir biçimde halka onaylattırılan mevcut Anayasa’nın yerine; yeni, demokratik bir Anayasa’nın biçimlendirilmesi gerekiyor. Burada en büyük tehlike, 12 Eylül Rejimi yandaşlarıyla sonuçta bütünleşen demokratik giysili bazı çevrelerin, Türkiye’yi kısmi anayasal ve yasal değişikliklere razı kılma çabasının güçlü bir tepki bulmaması olacaktır. Yeni Anayasa’da adil yargılanma, usulüne uygun yargılanma haklarını gerekleri yerine getirebilecek hükümlere mutlaka yer verilmelidir.

2- Devletin, olağanüstü rejimi, olağanlaştıran, sıradanlaştıran, süreklileştiren ve genişletip yaygınlaştıran yönetim anlayışı ve politikalardan arınması zorunludur.

3- Anayasa’da temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir “genel sınırlama” hükmünden tümüyle vazgeçilmelidir.

4- Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında Milletlerarası Hukuktan doğan yükümlülükler ve ölçülülük prensibi gözetilerek “tamamen durdurma” mefhumu dışarıda bırakımalıdır.

5- Anayasa’da Olağan rejim ve olağanüstü rejim ikiliği bulunmamalıdır.

6- Bakanlar Kuruluna verilen KHK çıkarma yetkisinden tümüyle vazgeçilmelidir. Eğer bu kurumdan vazgeçmek mümkün olmuyorsa;

a) Olağan KHK için, yetki kanunun açık, her türlü yoruma açık ifadelerden uzak, KHK’nin konularını, amaçlarını, kapsam ve süresini yürürlükten kalkacak kanunların hangileri olduğunu net belirtir şekilde olması gerekmektedir. Yine T.B.M.M.nin, yetki kanunu ile yasama faaliyetini yürütmeye devri şekline dönüştürmeme, verdiği KHK yetkisini geri alabilmelidir.
b) Olağanüstü KHK’lerde ise Meclise sunulduğu gün (24 saat) ki o, ilan edildiği gündür, onaylanmaması halinde otomatikman yürürlükten kalkması düzenlenmelidir. Bu dönemde çıkarılan tüm KHK’ler yargı denetimine tabi kılınmalıdır. Ayrıca kriz döneminde alınan KHK’lerin pratikte hukuka uygun işletilip işletilmediği de yargı denetimine tabi olmalıdır.


YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2000-09-01
Şube ve Temsilcilerimiz
istanbul
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk. No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: istanbul[a]mazlumder.org | Telefon: +90 (212) 526 2440 | Faks: +90 (212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 3677958

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari